Kaçıncı sırada olduğumuz, kimi geçip geçmediğimiz çok önemli değil bence.

Dün itibariyle Türkiye'de en az 86 bin kişi hasta oldu, 2017 kişi hayatını kaybetti. Kritik hasta sayımız da 2000 civarında, yani çok muhtemel bu kritik hastaların büyük çoğunluğu da 3-5 gün içinde hayatını kaybedecek.

Bize göre bunların hepsi sayıdan ibaret veriler. Ancak kendinizi hasta olan 86 bin kişiden biri olarak düşünün, bir sevdiğinizin ölen 2000 kişiden biri olduğunu hayal etmeye çalışın, anneniniz babanızın şu anda yoğun bakımda kritik hasta olduğunu ve göremediğinizi düşünün. O zaman veriler anlamsızlaşır, %2-3 ler birşey ifade etmez, alındığı söylenen önlemler boş gelir.

Türkiye'de ne kadar önlem almak istese de alamayacak milyonlarca insan var. İnsanlar para kazanmak zorunda. İşçi, işyeri sahibi, memur, ev sahibi, patron fark etmez herkes para kazanmak zorunda. Evde çocuklarınız yemek bekliyorsa ve sizin para kazanmanız gerekiyorsa #evdekal demek boşuna, çıkmak zorundasınız. Bu ülkede milyonlarca insan açlık sınırında yaşıyor, yani eve 1 tane fazladan ekmek alacak parası yok. Hergün işe gidip eve geldiğinde kimseye dokunmadan, çocuklarını görmeden odaya kapanıp ertesi günü bekleyen insanlar var.

Bu işin tek bir çözümü vardı, virüs daha yayılmadan Mart ayının başında ilk vakaların görüldüğü yerlerde kesin sokağa çıkma yasağı ilan etmek. Önce mahalle ve ilçe çapında sonra il çapında. Bu sayede virüsü dar alanda bırakıp daha kolay önlem alınabilirdi. Şimdi virüs en ücra köşelere bile yayılmış durumda ve devletin kasasında herkesi evde tutacak maddi güç yok. Ben her gün işe gitmek zorundayım ve 15 gündür maske bile gelmedi. Cebimde param var çok şükür ama para verip maske alamıyorum. Daha bunu bile düzgün organize edemedik.

Çalıştığım şirkette onlarca + vaka var. Hastaneler insanları eve gönderip kimseye dokunma diyor. Böyle saçma şey olabilir mi ? Yani Sağlık Bakanı'nın her akşam paylaştığı vakaların çoğu karantinada olması gerekirken evde veya ne yazık ki çalışmak zorunda olduğundan sokakta.