1-) zorluğun ölçüsünü nispeten bu hayatta anlasakta doğruluğun ölçüsü nedir? Doğru olan kime ve neye göre doğru, yanlış olan kime ve neye göre yanlış?
2-) Kişinin doğruyu veya yanlışı seçmesini iradesine bağlamak istemişsiniz. Bu iradeden ziyade inancının ve o inanca dair bilgisinin eksik veya fazla olması ile alakalıdır.
3-) İrademizin zayıf olduğuna hükmettikten sonra sebep olarak
a-) zayıf yaratıldığı için mi? : yani sizin inancınıza göre iradeyi yaratan Allah (c.c) . O hâlde iradem zayıfsa bir suçum yok, (Bknz cüzi irade ve külli irade)
b: Çevresel faktörler mi? : Eğer çevre ise, çevremi ben seçmediğim için yine bir suçum yok demeye getirmişsiniz. Çevrenin insan üzerindeki etkisi göz ardı edilemez. Bundan dolayı da bizim dinimizde "Kişi Dostunun dini (yaşayışı, ahlakı) üzeredir, o halde sizden biri kimi dost edindiğine iyi baksın" denilmiştir. Her ne kadar ilk zamanlar çevrenizi siz seçemezseniz de sonradan bu imkan elinizde var. O yüzden insan büluğ çağına erdikten sonra mükelleftir. Yani iyi ve kötüyü ayırt edebilecek zamana ulaştıktan sonra kendisine sorumluluk yüklenmiş.
Kısaca işin kolayına kaçıyor. Senin inandığın tanrı beni böyle yarattı o zaman benim suçum yok. Oğ miss ne kadar kolay.