Bu tür olayların 2 işareti vardır, imanlı olanların imanını tazelemek ve onları uyarmak, imansız olanların da şirklerini arttırmak.
Zaten bunu görüyoruz çevremizde, imanlı olanlar 'başımıza gelen bu bela Allah'tandır, biz bir şekilde bunu hak ettik, tövbe edelim, namaza başlayalım (çevremde başlayanlar oldu)' derken, zaten inanmayanlar iyice şirke giriyor, iyice hakaretler etmeye, insanları cahillikle, geri kafalılıkla suçlamaya ve iftira atmaya başlıyorlar. Kısacası, siz bu afetlerle düzelenlerden olmaya çalışın, insanların ne olduğunu pek kafaya takmayın.
Tarihin her anında olduğu gibi bu olayları da doğaya, beşeri ve global faktörlere bağlayanlar olacaktır, eski zamanlarda gelen mucizelere de büyü diyorlardı. O zamanın reddetme elementi 'büyücüsün sen'di, şimdi de çok değişen bir şey yok. Hatta Hz. Süleyman'ı peygamber olarak bile kabul etmez, büyücüsün sen derlerdi getirdiği mucizeler karşısında.
Velhasıl, Allah hepimizi affetsin başka diyecek bir şey yok.

Şöyle bir not düşmek istiyorum, bizim dinimiz aklıselimler için bir dindir, bu sebeple 'Allah bizi korur' 'Allah bize bir şey yapmaz bizim imanımız taş gibi' diyip de bu alametin üstüne deli cesaretiyle atlamak bizim dinimizde olan bir hareket değildir. Fitne anında evinde olmak, Allahtan tövbe dilemek ve tedavi aramak gerekir.
Biz musibetlerin Allah'tan geldiğine inanır, ona tevbe eder, beşeri olarak da tedavisi neyse, aklıselim korunma davranışı neyse onu yaparız.