Umumiyetle sorunlar "az insan çok huzur" denkleminde çözümleniyor. Misal, bir kitap hatta hacimli bir kitap sizi bu dünyanızdan alıp götürebiliyor mu? Elinizde telefon, sabah-akşam zaten bilgisayar başındasınız, buradan kaçabiliyor musunuz?

1. Az şey ile mutlu olabilir miyim?
2. Mutlu kalabilme sürem ne kadar?
3. Sorumluluklarım düzenli bir şekilde mi?
4. Yaptığım işten mutlu muyum? Yoksa daha çok para mı?
5. Günümü (dolayısıyla işlerimi, kazançlarımı vb) nasıl değerlendiriyorum, zaman yönetiminde ne durumdayım?

​Bu soruları aslında önce bir sorup, cevaplarına göre durum değerlendirmesi yaparsanız en azından başınızdaki dertlerle "başa" çıkabildiğinizi, huzursuzluğunuzun veya mutsuzluğunuzun gerçeklik değerinin ne olduğunu ve bilgi, tecrübe, kazanç ile konfor arasındaki dengeyi ne ölçüde sağlayabiliyorsunuz, buna bakın. Bunlardan sonra kuvvetle muhtemel gerçekten kamp yapabilirsiniz/yapamazsınız, yapsanız nasıl yaparsınız gibi sorulara daha gerçekçi yaklaşıp hayallerinize daha rahat odaklanabilirsiniz.

Ha diyebiliriz ki "kardeşim, varsa biraz paran, hiç durma, bas devam et"... Mümkün ama burası Türkiye Bu da farklı ve güzel bir gerçeğimiz. Allah bahtınızı açık etsin.