Keşke bu kadar dini meselelere kafa yorucağımıza bilim üzerinde yoğunlaşsak.
Mesela bu hocalar hiç bunları anlatmaz.
23 Aralık 1930 sabahı Manisa'dan Menemen'e gelen dördü silahlı altı kişi, bir camiden aldıkları yeşil sancağı sabah namazından sonra ilçe meydanına dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalıştılar. Sarıklı ve cübbeli bu kişilerin, Şeyh Esatın Manisada Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirildiği iddia edilir.
Halkın katılmasıyla isyancı grup kısa zamanda büyüdü. İlk eylemciler arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamlı Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan ve Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet cemaate kendini Mehdi olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi.[1] Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyledi[2].
Eylemciler meydana diktikleri ve şeriat sancağı olarak adlandırdıkları yeşil bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye ve zikretmeye başladılar. "Şapka giyen kafirdir. Yakında yine şeriata dönülecektir." diye bağırarak bir isyan hareketi başlattılar. Bayrağın altından ahaliden bazı kişileri geçirdiler. Bunlar arasında fabrikada işçisi Hayimoğlu Jozef gibi gayrimüslimler de vardı. Eyleme katılan vatandaşların bir kısmının halife ordusunun geleceği endişesiyle boyun eğdiği iddia edilir.[kaynak belirtilmeli]
Güvenlik güçlerinin müdahalesi
Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulması üzerine alay komutanı, yedeksubay Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderdi. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak tek başına eylemcileri arasına girdi ve teslim olmaya ikna etmeye çalıştı. Silahlı eylemcilerden biri ateş ederek Kubilayı yaraladı. Bunu gören askerler ateşle karşılık verdiler ancak tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır. Elebaşlarından Derviş Mehmet "Bana kurşun işlemiyor. diyerek halkı kutsal bir vazifesi olduğuna ikna etmeye çalıştı.[kaynak belirtilmeli]
Kubilay yaralı halde uzaklaşarak cami avlusuna sığındı ancak Derviş Mehmet ve arkadaşları peşinden geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve Kubilay'ın başını bedeninden ayırdı.
3-5 kişinin yaptığıyla dine leke sürülemez. Bunlar geçmişte de oldu, bu zamanda da oldu(IŞID diye kurulan o***** evlatları Kur-an'daki cihad meselelerini kendilere göre yorumlayarak tahmin edilemeyeceği kadar masum cana kıydı. Şimdi bunlara bakıp bizim dinimizi kötülersek ALLAH korusun dinden çıkabiliriz), gelecez zamanda da olacak.
Gerçek kitabımız yani Kur-an'ı kerimi dikkate alıp o yolda ilerleseydik bilimin en uç noktasında olurduk. Sadece bir örnek;
Bu keşif 1962 yılında yapılmış.
Tatlı su ve tuzlu su ve ikisinin karışmasını önleyen bir engel vardır. Bu engeli 1962de Alman bilim adamları, Aden Körfezi ile Kızıldenizin birleştiği Mendep Boğazında bulmuşlardı. Daha sonra bu su engelinin, bütün denizlerin birleşme noktalarında bulunduğunu tespit eden, ünlü Fransız su altı araştırmacısı Kaptan Cousteau olmuştur. Allahu Teala mealen şöyle buyuruyor:
O (Allah)dır ki iki denizi (birbirine) salmıştır. Bu(nlardan) biri tatlı, susuzluğu keser, şu (diğeri) de tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde ve (karışmalarını) önleyen bir engel koymuştur. ( Furkân Sûresi 53.)
(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.(Rahmân Sûresi 19.)
Aralarında bir engel (ve bir perde) vardır ki birbirinin sınırını aşmıyor (birbiriyle karışmıyor)lar. (Rahmân Sûresi 20.)