Seul adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam yaratıcının kanıtı olmayabilir ama dinler hakkında aynı şeyi düşünmüyorum. Eğer bu din yaratıcı tarafından gelseydi (diğer dinler dahil) bu kadar basit hatalar olmazdı, hataların kabul edilmeme sebebi dinler cevapsız soruları cevapladığını iddia ediyor, yok olma korkusu ve cehennem korkusu objektif düşünmeyi engelliyor.
Dinler tarih boyunca bilimin açıklayamadığı alanı kapatan bir kurum olmuşlar. Yani güneşe tapmış insanlar astronomi bilimi güneş tanrısını ortadan kaldırdı. Bugün eğitimli bir insanın güneşe tapmasına ihtimal verilemez. Bereket tanrısına tapmışlar, ziraat bilimi bereket tanrısını ortadan kaldırmış. Oşinografi deniz tanrısını, meteoroloji fırtına tanrısını... Ama bilimin (henüz) açıklayamadığı konuları din açıklıyor ve bu insanlar için faydalı bir şey. Din evrimsel olarak bir avantaj sağlıyor. Bir inancı, bir imanı olanlar canlarını bu iman uğruna feda ederek cennet vaadini kazanmak için dinlerinin ve genlerinin aktarımında avantaja sahipler. Ayrıca din insan psikolojisi üzerinde aşırı stres yaratan, sevdiklerinin ölmesi ve ölüp yok olmak durumlarında ciddi bir avantaj sağlıyor.

Dinsiz bir adam tek bir hayat yaşayıp yok olacağına inanıyorsa bu hayatını 5 çocuğun bakımı için heba etmek istemiyor. 1 en fazla 2 çocuk yaparken, dindar insanlar daha fazla çocuk yapıyor ve toplumdaki ağırlıklarına devam ediyorlar. Yani din toplumların afyonudur demek yerine din toplumların antidepresanıdır diyebiliriz. Ölümden sonra sevdiklerinde bir araya gelebilme fikri, ve ölünce yok olmama fikri ciddi olarak stres azaltıyor, ömrü uzatıyor ve genetik mirasın aktarılması ve yaşam alanının korunması için can feda edebilecek bir motivasyon yaratıyor.

Sonuçta henüz genç bir insansın sen de. Ve muhtemelen çok sevdiğin birilerini henüz kaybetmedin. Bir anne için 18 yaşındaki gencecik yavrusunun ölmesi gerçekten din olmadan kaldırılması çok ağır bir yük. Dinler bilimin açıklayamadığı alanı kapatmaya devam ediyorlar. Birileri şeker hastalığını ve insülin ile tedavisini bulana kadar birileri bunun tanrıdan geldiğini iddia ediyordu. Birileri sismolojiyi bulana kadar depremler tanrının gazabı olarak görülüyordu. Bugün gelinen noktada bilim o kadar genişledi ki dinlere kala kalak 3 temel konu kaldı sayılır.

1) evren ve yaşam nasıl başladı (yaratılış),
2) sonsuza yakın olasılıklar ve tesadüfler nasıl açıklanabilir (kader)
3) ölümün ardından yaşam deneyimine ne oluyor (cennet cehennem)

Ben de senin gibi dinler üzerindeki bir çok açığı görebiliyorum. Bir zamanlar 5 vakit namaza kılan bir adam olarak bir gün tüm dinlerdeki açıkları kendime itiraf edecek cesarete eriştim. O yüzden bana ayet hadis etki etmez çünkü burada ayet hadis yazan insanların çoğundan daha önce okumuşumdur o ayet ve hadisleri. Ve açıkları ifade edebilecek bir hikmeti vardır demeyecek cesarete sahibim. Ama dine kökten karşı bir insan da değilim. Din bir insan için stres azaltıp faydalı bir seçenek de olabilir. Benim karşı olduğum konu misyoner, cihatçı, yaşamaktan ziyade yaşatmayı hedefleyen dinci tutumlar. Yani dinini kendi bile tam yaşamadığı halde herkesin kendi dini gibi yaşamasını isteyen, tanrı kelamı diye kendinden önceki 3-5 adamın yorumuna iman eden ve kendi imanını dayatan zihniyeti sevmiyorum.