Böyle soruların sorulmasını mantıklı buluyorum. İnsanlar körü körüne bir dine inanacaklarına cidden sorgulayarak iman etmeleri gerekiyor. Allah'ın varlığını ananız babanız inanıyor diye inanmanız aynen cahiliye devrinde ki insanların ata dini diyerek inanmaları ile aynı. Önce sorgulayacaksınız Allah var mı yok mu diye sonra ortaya çıkan deliller üzerinden iman edeceksiniz.
1 sorun için kardeşim şöyle bir cevap verebilirim.
Bir bilgisayar düşün ve bu bilgisayarı tasarlayan bir mühendisi. İkisini aynı kefeye koyabilir misin? Evet bugün dünyanın en zeki bilgisayarları olsa da onu tasarlayan ve kodlayan bir insan ve aynı becerilere sahip değiller. Aynen burda da Allah da yarattıkları ile eş bir konumda olamaz. Onun için zaman ve mekan mefhumu yoktur. Eğer her şeyin bir başlangıcı olacağına dair kafa yormaya kalkarsak bunun ebediyyen sonu gelmez. Yaratılmış olmak ve yok olacak olmak fani sıfatlar için geçerlidir. Allah-ü Teala yı bir sıfata yada şekile sokmak mümkün değildir. Sadece fani şeylerin bir şekli vardır ve o şekil biirgün mutlaka bozulur.
Ha keza bir arının bal yapmasından tut da dünyanın kendi ekseninde ve diğer gezegenlerin kendi eksenleri kusursuz dönmesine kadar hepsini tasarlayan birisi var. Önce bunu kabul etmek lazım ki Allah'ın varlığına delil olsun. Allah isteseydi her an her yerde bize belli bir surette görünür ve kendisine iman edilmesini sağlamış olurdu. Ama melekler dahil şeytan bile Allah-ü Tealayı görmemiştir. Burada ki iman da aslında meleklerin imanı gibidir. Görmedikleri halde iman ederler.
Kendisinin de insanlar tarafından bilinmesi için farklı zamanlarda farklı peygamberler ve nebiler ile dinler göndermiştir. Ama hepsi ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed'i haber vermişlerdir. Kaldı ki islam diğer dinleri yok saymıyor. Tam tersi o dinlerin Allah dini olduğunu kabul etmeyeni müslümandan saymıyor. Tabii o zamanın dinlerine. Şimdikiler ehli kitap değil ehli küfürdür.
2. soruya gelelim.
Burada ise tamamen dinlerle beraber gönderilen kitaplara dönüyor iş. Zamanın ehli kitapları na gönderilen dinlerde peygamberler Allah'ın kelamını getirmiş zamanla bu kitaplar kendi itiraflarıyla beraber de tahrif edilmiştir. Sadece Kur-an'ı Kerim tahrif edilmemiş değiştirilmemiştir. Kafa karıştıran ayetler ise tamamen o zamana uygun olarak gönderilmiş sonrasında yasaklanmış ayetler. Misal müşrikler sürekli içki ile alakalı ayetleri ortaya sürüp ilk başta izin vermiş sonrasında haram kılmış derler. Fakat bu tamamen o zamanlarda içki içen müslümanların islamdan ayrılmaması için gönderilmiş bir ayettir. Daha sonra haram kılınmıştır.