Browland adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Yorumunuz için teşekkür ederim. Benim korkum kendim için değil, sevdiklerim için zaten.

Fiziksel olarak mevcut bedenin ölmemesi için dna yapımızda değişiklik yapılması gerekiyor. Şuan mevcut dnamız dünyanın sahip olduğu çekimsel kuvvet ile alakalıdır. Yani dünyanın çekim gücü ve kendi ekseni etrafındaki dönme hızı yaşam süremizi belirliyor. Dna mızın gelişmişlik düzeyi bu süreyi uzatabilir veya azaltabilir.

Örneğin,

Dünyadan yaklaşık olarak 10 kat daha büyük bir gezegende 10 dünya yılı ile 1 yılına tekabül eden bir canlı bizim dünyamızda bizden 10 kat daha uzun ömürlü olacaktır. Ancak bizim dünyamızın çekim kuvveti mevcut kişiyi sürekli dönüşüme zorlayacak nitekim dünya üzerinde doğan her yeni nesil biraz daha kısa süre yaşayacak, bir süre sonra bize eşit olacaktır.

Aynı şekilde bizim dünyamızda yaşamaya çalışan kişi mevcut çekim gücünün az olmasından dolayı fiziksel sorunlar yaşayacak, kemikleri uzayacak ve kısa sürede ölecektir. Bunu önlemek için kendi gezegenindeki yaşam şartlarını sağlayacak özel kabinlere ihtiyaç duyacaktır.

Bir başka örnek olarak dünya atmosferi dışında çalışan astronotlarda da fiziksel bazı rahatsızlıklar olur, dünyaya döndüklerinde fizik tedavisi alırlar.

Bu bilimsel gerçekler bize bazı ispatları gösterir.

Var oluş ve yok oluş bilimseldir. Diğer türlü anlatımlar inanca girer ve doğruluğu kesin değildir.

Bir önceki yorumumda ölüme çare bulmak için ufak bir ipucu verdim. Bazılarına bilim kurgu gibi gelebilir. Yakın tarihte zaten olacak konular bunlar.

Çoğunuz ilk klonlanan dolly adlı koyunu bilir. Atası ile bire birdir. Çok uzak değil, bilnç, hafıza ya da ne dersek diyelim klonlama ve aktarım teknolojisini de öğreneceğiz.(zaten var ama henüz keşfetmedik, bilimsel olarak nano düzeyde evrende klonlama var. En basit örneği de mitoz bölünmedir, bilmeyen araştırabilir. )

İkinci yol ise yapay beden üretimi (bu gün zaten bir çok organ üretiliyor yapay olarak). Yapay olarak üretilen bedene ana bedenden bilincin aktarılmasıdır.

Üçüncü yol ise aynı atmosfer basıncı altında aynı çekim gücünde yaşlanmaya neden olan genleri değiştirmektir.

Her ne kadar çoğu kişiye bilim kurgu gibi gelse de ve bilim kurgu filmlerinden alıntı gibi düşünseler de, bilim dünyasındaki gelişmeleri takip etmediklerindendir.

Tabi burada bazı kişilerin aklına ölümsüz olursak dünya nüfusu artmaz mı diyebilir.

Çoğalmamız biyolojiktir. Uzun ömürlü olursak çoğalma ihtiyacı duymayız.
Var oluş ve yok oluş bilimseldir. Diğer türlü anlatımlar inanca girer ve doğruluğu kesin değildir. Sadece bu cümleye katılmıyorum. Çünkü tek sorgulamadığım şey sahip olduğum inanç ve şartsız koşulsuz mutlak doğru olarak kabul ederim. Beni güçlü kılar ve tutunacak dalım olduğu için mutlu eder.