Soundblast adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Sektör seçimi çok onemli. Eger web sektorundeki boslugu yakalarsaniz adsense icin site yapilir tabiki. Mesela herkes egitim ve finans sektorune yada pinterest'e yonelmis durumda. kimsenin bilmedigi alanlari arastirin. Kisa surede yuksek kazanc saglarsiniz. Sahsen ben oyle yapiyorum ve hic kazanmadigim olmadi.
Durum tam olarak bu. Sadece web sektöründe değil, her sektörde altın kural şudur: Bir ihtiyacı gider, insanlar bunun karşılığında sana para ödesin. Sonuçta paranın icadı buna dayanmıyor mu? Eğer siz ihtiyaç gideremiyorsanız, ihtiyaçları iyi analiz edip iyi çözümler sunamıyorsanız size niye para ödeyeyim? Türkiye web piyasasının sorunu; bu işi amatörlerin yapmaya çalışıyor oluşu. Gerçek anlamda amatörlerden söz ediyorum. Gözlemlediğim kadarıyla burada işler şöyle yürüyor:

1. Pinterest diye bir site varmış. Başka yerlerden otomatik tüm resimleri çalıp çırpıp yüklüyormuşsun. Oradan da sitene link verip ziyaretçileri çektikten sonra hooop gelsin paralar.
2. Bu söylenti hızlıca yayılır ve bir an önce köşeyi dönmek isteyen uyanıklar da bu alana yüklenir. Fakat bir sorun vardır; bu otomatize etme işini nasıl yapacaklar? Hangi kategorilerde resimler yükleyecekler? Hangi anahtar kelimeleri kullanacaklar? Kahramanlarımız bunlardan birhaberdir.
3. Bu boşluğu iyi gören başka bir topluluk işi hızlıca öğrenip eğitimler satmaya başlar. Tabi hızlıca öğrenilmiş tecrübeye dayanmayan bir bilgi ne kadar nitelikli olabilir? Bu bizim konumuz değil. Bizim konumuz para kazanmak. O yüzden aslında hepsi birbirinin kopyası olan eğitimler ve eğitimciler piyasayı doldurur. Bu arkadaşlara lâfım yok. Bunlar 2. maddedekilerden çok daha akıllıca bir iş yapıyorlar. Parayı kapan taraftalar, kaptıran değil.
4. Sadece eğitim yeterli mi? Hayır tabi ki. Yazılımcılar tarafından otomatik paneller yapılır ve 2. maddedeki hızlı zengin olma heveslisi kahramanlarımıza bu paneller de çakılır. Hmm, şey, satılır diyecektim.
5. Son olarak da 3. maddedeki eğitimleri ve 4. maddedeki panelleri kullanarak otomatik oluşturdukları siteleri Site Satışı bölümünden "Patlamaya hazır site (!Ne yöne doğru?)" başlığı ile millete çakanlar peydah olur.
6. Geldik artık işin sonuna: Büyük firmalar bu saçmalıktan zarar görmeye başlar ve bir güncelleme gelir, hepsini patlatır (adamlar haklıymış, site gerçekten patlamaya hazırmış).

Bu senaryoyu son dönemin konusu olduğu için Pinterest üzerinden kurguladım fakat gündem olan her konuya uygulayabilirsiniz. Çoook uzun yıllardır bu forumdayım. Şu an bu yazıyı yazdığım hesabımdan önce de bir hesabım vardı fakat o dönem R10'un veritabanı uçtuğu için yeni bir hesapla başlamak zorunda kaldım. Yani ben R10 ile büyüdüm, R10 benimle (birlikte büyüdük manâsında). Bu senaryoyu defalarca gördüm. YouTube'da gördüm, SEO paketlerinde gördüm, gördüm de gördüm. Sonuç hep aynı oldu. Bu döngüden kârlı çıkan 3 grup oldu: eğitim satanlar, panel satanlar, bunları kullanarak siteler yapıp "patlamaya hazır" etiketiyle başkalarına satanlar. Peki kim kaybetti? Tüm bu döngüyü başlatan, bir sektörün var olmasına sebep olan 1. maddedeki hızlı zengin olma heveslileri. Bu anlattıklarım size de Çiftlikbank olayını anımsatmıyor mu?

Adsense için site yapılır mı? Evet, hem de çok güzel yapılır. Yıllardır bu işi yapıyorum. 16 dilde yayın yapan sitelerim de var, sadece günlük 100 tekil ziyaretçi hedefleyen niche sitelerim de. Bugün açtığım site 1 ay içinde hayâl olarak gördüğünüz seviyelere ulaşıyor. Peki şansıma mı? Hayır. Öncelikle işin mutfağından geliyorum. 16 yaşımda Türkiye'nin ilk paket haber yazılımlarından birini kodlayıp satmıştım. O zamandan beri alanımla ilgili her teknolojiyi takip eder, öğrenirim. Bir batış yaşadığımda Google'a küfür etmek, sağa sola sarmak ya da şansıma lânet okumak yerine hatayı nerede yaptığımı bulmaya çalışırım. Bugüne kadar 3 iş batırdım, hepsi de çok iyi kazandırmış işlerdi. Sonra dedim ki ben bu işleri niye büyütemiyorum? Oturdum, düşündüm, başarılı olanlarla görüştüm ve farkettim ki kurumsallaşabilmek (şirket kurmaktan söz etmiyorum, kurumsallaşmak kurumsal bir kültür oturtabilmek demek) için neler yapmam gerektiğini bilmiyorum. Eğitimimin ve ilham alabileceğim vizyon sahibi, girişimci ruhlu, eğitimli kişilerin çevremde olmadığını fark ettim ve bunun için bir çözüm ürettim. 26 yaşımdan sonra tekrar üniversiteye başlama motivasyonum da bu oldu. Tabi bilime olan aşkım da önemli bir motivasyondu. Fakat alelade bir üniversitede bunları bulamazdım. Hedeflerimi belirledim; ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi üçlüsünden biri olacak. Bunları da gelişigüzel belirlemedim. Teknokent imkânlarına baktım. Girişimcilik ekosistemlerine, öğrenci topluluklarına, kampüs gündemlerine. Oturdum 2 sene 18 yaşındaki çocuklarla kütüphanede soru çözdüm. Sonuç? ODTÜ. Burada öyle insanlarla tanıştım ki; şaşırırsınız. Ciddi bir network kurdum ve kurmaya da devam ediyorum. Üstelik hani o eksik olduğum konular vardı ya; onların tamamlanıyor oluşunu görebiliyorum. Yavaş yavaş bir omurga oluşuyor.

Bunları niye anlattım? "Başarılı" olduğumu vurgulamak için mi? Hayır. Sorunlara yaklaşım şeklinizin aslında çözümün en önemli anahtarı olduğunu gösterebilmek için. Web sitenize yüksek trafik mi çekmek istiyorsunuz? O zaman henüz çözülmemiş ve talep gören çözümler üretin. Üretin ki insanlar size para kazandırsın. Yukarıda bir arkadaş demiş ki; her şey yapıldı. Bunu diyen birini daha biliyorum. Charles H. Duell, Amerikan patent dairesi başkanı: "Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi." Bunu söylediği yıl 1899. Düşünün o günden bugüne neler neler icat edildi. Daha dün, web ile ilgili bir şey ararken bir sorun yaşadım ve Google'da arama yaptım. Baktım ki doğru düzgün bir çözüm yok. Birkaç blog var bu işe yoğunlaşmaya çalışan ve Alexa değerleri dünyada 18k falan bu blogların. İçerik sayıları ise 200 - 300 ve inanılmaz kötü ama koyunun olmadığı yerde keçi Abdurrahman Çelebi. Fakat şöyle bir durum var, bu sorun gibi aynı kategoride yüzbinlerce sorun var. Üstelik içerik üretmek çok kolay. Arama sorgularını inceledim, inanılmaz bir yükselen talep grafiği var ama sektör bomboş. Talep global, yani sadece Türkçe değil. Başta İngilizce olmak üzere dünyanın her yerinden ziyaretçisi olacak bir alan. Gece bunu taslak haline getirdikten sonra sabah 10'a kadar çalıştım. Ortaya gerçekten güzel bir iş çıkıyor. Eğer isterseniz işi projelendirip hayata geçirdikten sonra adım adım neler yaptığımı, projeyi nasıl bulduğumu, nasıl ihtiyaç tespiti yaptığımı, başarı ihtimalini belirlemek için hangi araçları kullanarak neleri öğrendiğimi, adım adım sıfırdan projenin artık "başarılı" olarak nitelendirilebileceği noktasına kadar anlatabilirim. Zaten uzun zamandır bir projemi sıfırdan anlatmak istiyordum fakat işten güçten vakit ayıramıyordum, bu da bir fırsat olur. Hem daha dün doğmuş bir proje, her aşamasını not alma şansım da var. Hem bana da motivasyon olur. Merak etmeyin öyle eğitim-paket falan satacak değilim.

Konu nerelerden nerelere geldi. Umarım söylemek istediklerimi net bir şekilde ifade edebilmişimdir. Sağlıcakla.