merner adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
1.5 TL'ye makale satılınca emekçiyi mi destekliyorsunuz? Binlerce makale aldım şimdiye kadar bu forum vasıtası ile hiç birine demedim ki 1.5 TL'ye yazan var, aldığım en düşük makale geçen sene belki 1.75 TL'den olmuştur. 1.5 TL ye satılan makaleler aynı tornadan çıkmış, bir önceki ve sonraki cümlesinin alakası olmayan, konudan bir haber saçma işler. (Düzgün yazanları tenzih ediyorum, şimdiye kadar karşılaştıklarım bu şekilde) Bunun karşılığında çalıştığım yazarların teslim ettiği işleri kontrol etmem hiç bir zaman gerekmedi, gözüm kapalı müşterime ilettim ve hiç pişman olmadım. Keza grafik işlerinde de daha hiç 50 TL'ye logo yaptırmadım, forumda kendini ispatladığını düşündüğüm grafikerler ile çalışıyorum, bir reklam, grafik tasarım gerektiğinde yine gözüm kapalı müşterime iletirim, kafam rahat çalışırım. Bir de teslim edilecek işi kontrol edeceksek yaşamaya vakit kalmaz, satın aldığım işlerde ne bir tipografik hata olur, ne de müşterim o işin benzeri ile kazara da olsa karşılaşır. Adam belki akademik kalitede makale üretiyor, piyasa 1.5 TL olduğu için mahalle baskısı yüzünden 1.5 TL'ye satmak zorunda kalıyor. Keza piyasa 1.5 TL kelimesini ezberlemiş.

Asgari ücret konusunda ise, tamamen makalenin 1.5 TL olması ile paralel düşünüyorum, asgari ücret saçmalığı yüzünden ülkenin yarısı asgari ücret ile çalışıyor, sebebi o işin o kadar etmesi değil, asgari ücretin kolay bir arkasına saklanılacak bahane olması. Gidipte PHP panel yazmak limiti 500 TL dersen (teknik olarak mümkün değil ama oldu diyelim) herkes 500 TL'ye panel yazmaya başlar, işini düzgün yapanlarda ya düzene uymak ve iş kalitelerini düşürmek zorunda kalırlar (Kaliteli işe ulaşamazsın) ya da sektöre küsüp çekilirler. Bir tek ucuzlar ve iyiler kalır. İyilerde piyasa durumunu görüp fiyatlarını iyice yükseltirler. Orta kalite işleri yok edersin (Aynı bugün orta direk kavramı kaybolduğu gibi, tek suçlusu asgari ücrettir). *Bunun yanında hiç bir zaman kaliteli adama asgari ücret teklif dahil etmedim.

Forum üzerinden bu kadar ticaret yapmama rağmen bir tane şikayet mesajım mevcut değil. Neden? Çünkü kaliteli olduğunu düşündüğüm kişiler ile kaliteli işler yapıyorum ben de kaliteli müşterilerime kaliteli işleri gururla sunuyorum. Bu zincirde kimse demiyor ki 10 kuruşluk işi 5 kuruşa yapalım. Aksini yapsam eminim bir çoğu gibi, mesaimi bırakıp günde 10 kere şikayet mesajı kovalamak gerekirdi.

100 TL'ye iş yaptırmak isteyen müşteri benim hedef kitlem değil zaten, o işi 30 TL'ye yapan kişi de keza rakibim değil. Yaptığım işi anlamayacak müşteri profili ile zaten ben de anlaşamam, o ilanı açan arkadaş ne iyi etmişte fiyatını yazmış, projeyi anlamak bile vakittir, forumdan kaç kere antetli kağıda kaşeli imzalı yapılacak işin içeriği ile ilgili teklif aldınız? Benim verdiğim tüm tekliflerin düzeni bile vereceğim işin kalitesi hakkında müşteriye ipucu verir, kendini konforlu ve güvende hisseder. Kimin işi ne kadar ücrete yaptığı ile uğraşmak yerine işinizde fark yaratırsanız, o işin alıcısı illaki çıkar. Söz konusu sitede 2000 model hurda Fiat ve Hyundai modelleri de mevcutken, bayisinden sıfır BMW araştırırken bulursunuz kendinizi. Her işin bir satıcısı ve alıcısı muhakkak mevcuttur. Ama kaliteli müşteri ile çalışmak sizi kaliteli hissettirir, anlamsız gel gitler yerine kaliteli zaman geçirirsiniz.

Herkes her malı istediği fiyata almak ya da satmak istemekte özgürdür. Regülasyon uzun vadede sadece kaliteli işin hakkını öldürür.

Ekleme: Asgari ücretin altında çalıştıracak adam zaten asgari ücret altında çalıştırıyor, talep var ki personel bulmakta sıkıntı da çekmiyor. Hiç bir kanun ve ceza o adamı yıldırmıyor. Ama asgari ücretin 1.5 2, 3 katını hakeden adama da asgari ücret teklif ediliyor. Sebebini zaten açıkladım. Sanıyor musunuz ki 50 kuruşa makale yazan yok.

Siz meseleyi kişisel algılamışsınız. Eğer yazdıklarımı iyi okursanız sizin kişiliğinize karşı bir yakıştırmam olmadığını görürsünüz. Ben sizi suçlamadım, sizin düşüncenizin kökeninin çok zenginlerin size empoze ettikleri olduğuna değindim. Köleliğin kalkmasının sebebi de zaten masraflı hale gelmesidir. Ücretle çalışanlar, köleden daha ucuza geliyor İşin bitince de bırakıyorsun ve gidiyorlar. Beslemek zorunda kalmıyorsun. Köleliğin nerede ve neden kalktığına dikkat edin.

Anlatmak istediğim konu taban fiyatın gerekliliğidir. Taban fiyattan iş yapıyorum demedim. Anladığınıza emin misiniz? Taban fiyattan yapılan işten zaten hayır beklemiyorum. Orası da ayrı bir konudur. 3 liraya da alıyorum. Eğer uzman olduğum alanda içerik istiyorsam o bile eksik geliyor. Oturup yeniden düzeltiyorum. Çünkü, birebir uzmanından bu fiyata alamazsınız! Desteklediğim nokta burası değildir. En alttaki kesime kötü şartlar sunmanız halinde, hikayenin sonunda akrebin gelip sizi sokacağıdır. Olayın bütününe bakın. Ülkeyi ve dünyayı görün. (evet bu konu burayı aşar.)

TABAN FİYAT, bir makalenin -ki burada yazılanın doğrusu makale değildir- en ölü fiyatını gösterir. Akademik makale yazan adam, 1.5 liraya kılını kıpırdatmaz. 3 liraya da kolunu yana çevirir. Çok büyük işler verirseniz belki yazar. Mesele makale değildir. Her alanda aynı muamelenin olmasıdır. Tekrar söyleyeyim: Ben sizi suçlamadım. Konuya ek yapmak istedim.

Gerçek içeriğin ederi, 100 kelimesinin en az 5-6 lira olmasıdır. O işi yapan zaten burada değil. Taban fiyat, emekçiyi destekler. Siz bu insanları dibe doğru iterseniz sokakta rahat yürüyemezsiniz diyorum. İTÜ’lü genç Burayı yan sanayi gibi düşünün. Burası zaten dibin dibi… 1,5 lira zaten en kötüsü diyorum. Belirlediğiniz işlerde standardı biliyorsanız ve siz uyguluyorsanız zaten doğruyu yapıyorsunuz. Şu kısmı atlıyorsunuz: Siz doğruyu yapıyorsunuz diye herkes öyle yapıyor/yapacak sanmayın.


“Kaliteli” kavramı insana hakarettir. Öncelikle bunu da belirteyim. Kaliteli insan, ben bir malım demektedir. Bu da mevcut sistemin insanı değersizleştirmesidir. İnsanların değerleri olur. İnsanlar; masa değildir, sandalye değildir, oyuncak değildir. Sizin hayata başladığınız noktadan hayata başlayamamış olabilirler. Başka problemleri olabilir. Burada bir şekilde kazanç sağlayıp hayatlarını sürdürüyorlar. Tekrar belirteyim: Size karşı bir suçlamam olmadı.

Yazımın başında sizi suçlamadığımı söylemiştim. Bunu bol bol yineledim. Şimdi ise size dönelim: Vahşi kapitalizmin geçerli olduğu Amerika’da 2008 yılını hatırlayın. 2008 küresel finans krizinde batan bazı büyük şirketleri ABD kurtardı. Madem öyle batın ulen demeliydi. Sistem çökecek korkusuyla devlet müdahale etti. Nerede serbestlik ve piyasa? Vergisini veren sade vatandaşın sırtından şirketleri kurtardılar. aig Serbest piyasa diye bir şey yoktur. O durum, sömürüye zemin hazırlamak için uydurulan kavramdır. Piyasaları tamamen serbest bırakmak, birçoğumuzun ölümünü getirir. İşverenlerin birçoğunu da bitirir. Dozunda serbestlik iyidir. O dozu iyi tutturmak gerekir. Yoksa sömürülürsünüz. Öyle olmasa ABD-Çin ticaret savaşları olmaz. ABD bile fiyatta ezildiği için kota koyuyor. Daha ne diyeyim. Önümde “Uluslararası iktisat” kitabı açık, fazla söze gerek yok. Siz kısa vadede kazancınıza odaklanıyorsunuz. Uzun vadede düşünceniz ters tepecektir. Ekonomik sistemler daima birilerine hizmet eder. Sizin ve bizim olduğumuz ülkeye bir isim bulalım. Ülkemizin ismi Güzelistan olsun. Güzelistan, ucuz işçi olmuş ve r10’daki makalecilere davrandıkları gibi davranıyorlar.
London ismi ile iş yapıyorsanız bu İngiltere’nin politikalarının ne derece başarılı olduğunu zaten gösteriyor. Daha fazla ne diyebilirim ki? Dilini ve kültürünü empoze ettiğin an başarılı olmuşsundur. İsmini “kalite” ile özdeşleştirdikten sonra kimse seni bükemez. Peki bükülenler ne olacak? Zaten sorun da o oluyor. İsminizi “kalite” ile birleştirmeniz için, diğerlerini geçmeniz gerekiyor. Bu durum çoğu zaman imkansızdır. Hindistan, İngiltere’yi yönetemez. İngiltere, Hindistan’ı yönetir. Çünkü, çünküsü çoktur. Şimdi uğraşmaya değmez.
Sonuca gelelim. Taban fiyat olmazsa, en çok burada iş yapanlar ezilir. Siz ezersiniz demiyorum. Ben ezerim demiyorum. Bu işin sonunda kaçak çalışan Suriyeli işçi muamelesi görürler. Şunu da yineliyorum: Sizin belirli bir davranış biçiminizin olması herkesi öyle yapmaz. Sizin kötü davranacağınızı düşünmüyorum. Diğerlerini ezmeye çalışacağınızı da düşünmüyorum. Ancak, taban fiyat uygulaması doğrudur ve emekçiyi korur. (devletin tarım politakalarında uyguladığı gibi. Çünkü, çiftçiyi korumazsan ekmez ve savaş durumunda aç kalırsın. Kur artışında ithal edemezsin.) Asgari ücrette aynı biçimdedir. Olmazsa bir döner ekmeğe iş yaparsın. Neyin nereden geldiğini iyi bilmemiz gerekiyor. Neden ortaya çıktığını iyi anlamamız gerekiyor.
Sizin 50 bin dolarınız vardır. Hastalanırsınız ve daha önceden ihtiyaç duymadığınız gideriniz oluşur. İlacınız 100 bin dolar olur... Firma size ilaç fiyatı çekerse görürsünüz serbestliğiABD ilaç firmaları Doktorlar da bir emekçidir. Size gelir ve 20 bin dolar fiyat çekerse anlarsınız serbestliği. Ben “kaliteli” müşteri istiyorum dediği an bir jeton düşer.. O zaman anlarsınız, isteyenin istediği fiyattan teklif vermemesinin gerektiğini… (seneler sonra bana tekrar ulaşabilirseniz çok sevinirim.) Dozunda serbestlik iyidir. Aynı zamanda piyasaları denetlemek ve düzenlemek gerek!
Burada da konuyu sürdürmek bize herhangi bir fayda sağlamaz. Yaptığımız işlere geri dönebiliriz. Kazancınızda, malınızda veya işinizde hiç gözüm yoktur. Daima varolun ve kazanın isterim. Sözlerimi, konuya katkı olarak görürseniz sevinirim. Yoksa ben yazarım ve birkaç gün boyunca konuşuruz .Mutlu günler ve bol kazançlar diliyorum.