Lise zamanlarımdan bu yana aynı yönetim iktidarda. 2000'lerin başında gelişmekte olan ülkelere pompalanan dolar seli ile çok güzel bir rüyaya daldık. Bu bolluk esnasında gerçekten güçlendiğimizi zanettik ve içerde amerikanın dayattığı tarım,eğitim ve diğer hususlarda büyük tavizler vererek meclisten yüzlerce yasa aleyhimize olmasına rağmen vekillerimiz tarafından geçirildi. Bu kısmı kısa tutuyorum.

Bir çok yatırım, yap işlet devret modeli ile üstleniciler tarafından yapılmakta. Fakat zaten vergi yükü altında olan halk bu yapılan icraatleri uzun yıllar yüksek meblağlarla, üstelik devletin üstlencilere verdiği garantiyle kullanıyorlar. Devletin kendisi halktan topladığı vergilerle bu yatırımları yapsa 3'te 1 fiyatına halledebileceği işi biz fazlasıyla ödüyoruz. Bu gün TL'nin değer kaybının sebebi yapılan yatırımların katma değer üretmeyen bizim için gerçekten lüks olan köprü havaalanları gibi vitrin süsleyen işlere yoğunlaşmamız. Bunlar gerçekten birilerini zengin ediyor fakat, asgari ücretle çalışan bir insanın hayat standartlarını ve alım gücünü asla yükseltmiyor. Enerjimizi boş işlere harcıyoruz. Yel değirmenleriyle savaşıyoruz...

Milli güvenlik meselemiz kanal istanbul değil, en başta eğitim, mülteci sorunu gibi durumlar. Fakat görüyorum ki bu konularda iyiye gitmiyoruz. Bize zaman kaybettiriyorlar. Acilen köklü
reformlarla eğitim, tarım, sanayii şahlandırılmalı ve dünyayı yakalamalıyız. Aksi halde bu toprakları bize ve çocuklarımıza tekrar dar edecekler.