Merhaba,

uzun bir süredir düşündüğüm konu üzerine bir kaç şey yazmak istiyorum.

Bugün 8 milyara yaklaşan nüfusumuz ile tüm dünya ülkeleri ve insanları olarak ele ele verdik su kaynaklarını kirletiyoruz. Havayı deldik. Havayı, atmosferi yok ediyoruz. Buzullarda hızlı erime ve küresel ısınmanın yolunu açtık. Üretim çılgınlığı, tüketim çılgınlığı ile eş değer gidiyor ve dünyayı yok etmek için canla başla çalışıyoruz. Tabii biz bunu yaparken bizi bu sisteme dahil eden korkutucu zekaların elinden çıkan katliam makinelerini hep kullandık ve kullanmak için canla başla çalışıyoruz. Çernobil'i düşün Fukuşima'yı düşün bunlar daha oyundaki başlangıç hamleleri.

Bugün dünyayı yaşanmaz bir yere getirebilecek insanlar, gruplar ve ellerindeki gerekli tüm imkanlar var. Peki kıyamet senaryosu diyebileceğimiz bir senaryo olsa sadece ölümü mü bekleyeceğiz? İnsani olarak yaşama iç güdüsünü nasıl kullanacağız. Farz-ı misal bir senaryo çizelim. Bugün dünya 30 yıl 50 yıl yaşanmayacak bir hale getirecek felaket durumunda ya uzun yıllar dayanabilecek sığınaklar ya da uzaydaki yaşam tarzı gibi bir şey için kesinlikle bir yer olacak. Peki bu dünyadaki o korkunç zekaya sahip olup bunu kötü yönde değerlendirenler seni o kısıtlı sayıdaki yere alacak mı? Kendin bu konuda ölümü kabullenmen kolay ama annen baban kardeşin çocuğun eşin arkadaşın. Bunları düşündün mü kendini kaybetmenin düşüncesi onları kaybetmenin düşüncesi kadar ağır değil.

Şu anda yaşıyorsak ve belli bir takım kum tanesi şeylere sahipsek sistemin bir parçası olduğumuz içindir. Yüzlerce yıldır talan ettikleri, işgal ettikleri afrika kıtasını olabildiğince doğal bırakmaya çalışıyorlar. Dünyanın geri kalanında tohumların genetiği değiştirilmiş, verimsizleştirilmiş. Bunu yapanlar sizce Afrika'nın kaynağı bitti diye mi durdular yoksa bir kıyamet senaryosu sonrası kendi özel çok mikro kitlelerine yaşam alanı sunmak için mi bıraktı? Dünyanın bile sonunu yüzlerce yıl milyarlarca insanla onlarca teknoloji ile halen daha dağıtamamış iken 200 senede Afrika'nın kaynaklarını bitireceğimize inanmak tamamen saflıktan ibaret.

Ülke olarak bilim sevmeyiz, bilimi takip etmeyiz. Okumaz, araştırmaz, sorgulamayız. Zamanını en değersiz şekilde geçiren milletler sıralamasında liderliğe oynarız. Bugün NASA ya da bir başka uzay ajansı yaptığı çalışmaların yanı sıra CRISPR CAS 9 çalışmalarını incelemenizi öneririm. Tamamen kıyamet senaryosu sonrası yaşayacak olan az kişi için üretilen bir teknoloji olduğu üzerine iddiada bulunabilirim. Kahveleri dolduruyor 101, okey, batak, king gibi saçmalıklarla yitiriyoruz. Gençlerimiz cafelerde kız kesmenin hava atmanın peşinde. Cafelerde yer bulunmuyor. Bu kadar boş zamanımız var mı cidden? Bizi uyutmak için ürettikleri sosyal ağ projeleri... İnstagram adresiniz neredeyse hepinizin var. Ne için kullanıyorsunuz hiç sorguladınız mı? Birinin gittiği yer, yediği yemek, eğlendiği müzik, ne giydiği gerçekten bu kadar umrunda mı? Dünya'yı çözebilmek için sana bahşedilen 60 70 yıllık hayatın 10 katı bile yeterli olmazken bunlarla gerçekten zaman geçirmek oldukça iyimser bir yaklaşım değil mi?

Dünyada nüfusun azaltılması, kaynakların korunması ve en önemlisi sistemin başındaki adamların kendi yaşamlarını devam ettirebilmek için planlarını devreye koydukları zaman 7,5 milyar insan içinde kurtarılacak olan 50 ya da 100 bin insan içinde gerçekten var olacağını düşünüyor musun? Bu kadar iyimser misin? Ya da seni önemli göreceklerine inanıyor musun?

Zamanımızı boşa geçiremeyiz. Var olmak istiyorsan bu dünyada güçlü olmalısın. Öğrenmeli, üretmeli ve kurtarıcı rolünü üstlenmelisin...
,
Kusura bakmayın gecenin 2'si ve yazı biraz uzun oldu. Aklımda olanları tam aktarabildiğimi düşünmüyorum ama konuyu az çok anladığınızı umuyorum.