digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Öncelikle bu talep ve konu küstahca bir ifade içeriyor.
Memleket hepimizin. Her köşesinde hepimizin eşit hakkı var.
Yani Bodrumda yaşayan bir bodrumlu istanbul a gelip ev alabiliyorsa bir istanbullu da Bodruma gidip yaşayabilir.

Bizim memleketimizde sorun rantçı imar düzenidir.
Rantçı inşaatçı adamlara oy veriyor bu memleketin insanı.
Bu betonlaşma göç yüzünden değil, inşaatçılar ile inşaat ekonomisi yürüten siyasetçiler yüzünden oluyor.

İtalya'yı gezin. Eski şehir merkezlerine bakın.
Aynı panjurlu aynı renkte aynı mimari karakterde evler var.
Kimse eski şehir merkezinde ev yakıp otopark yapmayı, gökdelen yapmayı aklından geçiyormiyor.
Adamların imar kanunları 400-500 senelik.
İtalya'nın kartpostalları süsleyen sahil kasabalarına bakın, Manarola, Portofino, Cinque Terre...
200 senedir pek bir şey değişmemiştir.
Çünkü orada bir evi aslına uygun koruyabiliyorsan ev sende kalır, yani evin balkon demirlerine uydu anteni, panjur altına klima ünitesi koydurmazlar.
Aslına uygun panjur yaptırmazsan devlet evi bakımını yapabilecek birine sattırıyor.
Bazı bölgelerde aslına uygun restore etmen karşılığında 1 euroya ev satılıyor, evi 1 euroya alıp 10 bin euroya aslına uygun restore ettiriyorsun.
Evlerini aslına uygun koruyan vatandaşlar da belediyenin ya da siyasetçilerin ya da komşularının imar kanunu delmesine izin vermiyor.
Yani komşusu çatıya kaçak kat çıkan adam komşusunu dava ediyor, belediye başkanı da bir sonraki seçimi kazanamayacağını bildiği için 5 parsel daha inşaat izni veremiyor.

Şimdi bizim memlekette mesele göç değil kültür.
Sahil kesiminde yaşayan adamlar kendileri bu rant kültürüne dalıyor.
Sahil kesimlerinde inşaatlara ruhsat veren belediyelerin başkanları üyeleri İstanbul'dan gelmiyor, Ankara'dan atanmıyor.
Para için kendi memleketine hainlik yapan ihanet eden adamlar var.
Ve bu adamlar seçim kazanmaya devam ediyorlar.
Yani sahil kasabalarını mahveden adamlar dışarıdan göçle gelenler değil, rantın ağzını sulandırdığı yerliler oluyor genelde.
İnsanların özgür bir şekilde seyahat etmesiyle ilgili bir şey söylediğimi hatırlamıyorum. Buralarda artık eskisi gibi huzurun olmadığını büyük şehirden daha büyük sorunların oluştuğunun farkındalık yaratması için dikkat çeksin diye bir başlık kullanıldı. Yoksa kimseye emir cümlesiyle bir ifadede bulunulmuyor. Başlığı bir dikkat çekme değilde emir cümlesi gibi yorumlamak sizin bundan ne anladığınızla alakalı. Marketlerden Tavuk Almayın Artık! ile aynı anlam taşıyor içinde bir sebep var siz düz mantık kurup insanların seyahat etmesi üzerinden konuyu düşünmüşsünüzki bazı arkadaşlarda aynı şeyi düşünüyor. Yine altını çiziyorum herkes istediği şekilde seyahat edebilir bir kez daha yazmayacağım bunu sanırım ilkokuldaki çocukta biliyordur.

Madem konu açıldı biraz gelişimi yazayım bu başlığın neden açıldığını daha iyi anlatır. Kuşadası yabancı turizmin ilk canlandığı yerler arasındadır zengin yabancı ağırlık ve yerli turislerin huzur ve güvenle tatil yaptıkları guzide beldeler arasındaydı. 2009 senesine kadar yine insanların tatillerini rahatça yapabilecekleri yerken ani bir hızla nüfus arttı. Kuşadasının çarşısını gezseniz turizm acentaları yerine Avukat, İnşaat firmaları, yapı malzemesi satanlar ve alt sektörleri görürsünüz. Forumda illaki buralara gelenler vardır eski ve yenisi arasındaki farkı görebilirler. Şuan bu ani göç dalgası ile karasu bölgesinden merkeze kadar yayılan kanalizasyon kokusu hakim neredeyse 4-5 km lik alanı kaplıyor. Ben insanlara suç bulmuyorum tabiki bunu yerel yönetimler çözmesi lazım ama buralar karıştı kimsenin hiçbir şey çözeceğide yok sizde gelip buralarda mağdur olmayın burada iki şeyin altını çiziyorum burada büyükşehirden daha büyük sorunlar var ve çözülemeyecek boyuta geldi ve bu sorunun üsütüne herşey katlanarak ilerliyor buralara gelmeyin. Zeytin ağaçlarının yerine dikilen inşaatları gördükçe hergün içim sızlıyor. Yanlış bir anlam varsa afola belki ben anlatamadım.