Öncelikle bu talep ve konu küstahca bir ifade içeriyor.
Memleket hepimizin. Her köşesinde hepimizin eşit hakkı var.
Yani Bodrumda yaşayan bir bodrumlu istanbul a gelip ev alabiliyorsa bir istanbullu da Bodruma gidip yaşayabilir.
3 sene önce İzmir'e yerleştim, bir taksici ile muhabbet ederken adam diyor ki, İstanbullular İzmir'e geliyor İzmir'i bozuyor.
Ben İzmir doğumluyum Ege Üniversites hastanesinde doğdum. Çocukluğum İzmir'de geçti, bana bunu söyleyen taksici abi askerliğinde İzmir'e gelmiş sonra yerleşmiş.

Bizim memleketimizde sorun rantçı imar düzenidir.
Rantçı inşaatçı adamlara oy veriyor bu memleketin insanı.
Bu betonlaşma göç yüzünden değil, inşaatçılar ile inşaat ekonomisi yürüten siyasetçiler yüzünden oluyor.
Bugünkü cumhurbaşkanı da kendinden önceki tüm siyasetçiler gibi, inşaat ve rant sektörü tarafından finanse edilmektedir.
Ve siyasetçiler oy verene değil para verene öncelik verirler.
Ekonomik kriz geldiğinde yangında ilk kurtarılacak sektör hep inşaatçılar olmuştur.
Bakın büyük proje diye vaadedilenler, köprüdür, kanaldır, otoyoldur, barajdır, betondur...
Siz hiç Avrupa'nın en büyük transit ticaret merkezi serbest bölgesine kuracağım diyen siyasetçi gördünüz mü?
Siz hiç dünyanın en büyük mikroçip üretim tesisini kuracağım diyen siyasetçi gördünüz mü?
Belediyesi asfalt döker, kaldırım taşı diker, hükümeti köprü diker otoyol döşer...
Kafa hep aynı kafa...

İtalya'yı gezin. Eski şehir merkezlerine bakın.
Aynı panjurlu aynı renkte aynı mimari karakterde evler var.
Kimse eski şehir merkezinde ev yakıp otopark yapmayı, gökdelen yapmayı aklından geçiyormiyor.
Adamların imar kanunları 400-500 senelik.
İtalya'nın kartpostalları süsleyen sahil kasabalarına bakın, Manarola, Portofino, Cinque Terre...
200 senedir pek bir şey değişmemiştir.
Çünkü orada bir evi aslına uygun koruyabiliyorsan ev sende kalır, yani evin balkon demirlerine uydu anteni, panjur altına klima ünitesi koydurmazlar.
Aslına uygun panjur yaptırmazsan devlet evi bakımını yapabilecek birine sattırıyor.
Bazı bölgelerde aslına uygun restore etmen karşılığında 1 euroya ev satılıyor, evi 1 euroya alıp 10 bin euroya aslına uygun restore ettiriyorsun.
Evlerini aslına uygun koruyan vatandaşlar da belediyenin ya da siyasetçilerin ya da komşularının imar kanunu delmesine izin vermiyor.
Yani komşusu çatıya kaçak kat çıkan adam komşusunu dava ediyor, belediye başkanı da bir sonraki seçimi kazanamayacağını bildiği için 5 parsel daha inşaat izni veremiyor.

Şimdi bizim memlekette mesele göç değil kültür.
Sahil kesiminde yaşayan adamlar kendileri bu rant kültürüne dalıyor.
Sahil kesimlerinde inşaatlara ruhsat veren belediyelerin başkanları üyeleri İstanbul'dan gelmiyor, Ankara'dan atanmıyor.
Para için kendi memleketine hainlik yapan ihanet eden adamlar var.
Ve bu adamlar seçim kazanmaya devam ediyorlar.
Yani sahil kasabalarını mahveden adamlar dışarıdan göçle gelenler değil, rantın ağzını sulandırdığı yerliler oluyor genelde.