Yanlışlanabilir bir bilginin varlığının sonsuza kadar stabil olması söz konusu değildir. Yanlışlanabilirlik o stabiliteyi tek başına ortadan kaldırıyor. Bilimsel tesbitlerin de stabil kabul edilmesi bilime göre mümkün değildir dolayısıyla. Bunun iyi düşünün. Halbuki bilim deyince tüyleri diken diken kendini bir savunma pozisyonu almak zorunda hissedenler, sanki bilimin değişmez kanuınlar yazdığı anlayışı üzere konuşuyor. İşte bu bilimi din yerine koymaktır. İşte bu bilim ile dini kıyaslamaktır. İşte bu ya din ya bilim demektir. Böyle bir şey yok. Bilim bir şey ortaya koymaz, bir şeyi keşfeder, bir şeyin çözümlemesini yapar, sonra onu doğru kabul eder... Tâ ki o konuda kabukl gören başka bir keşif ya da analiz yayınlanana kadar. İşte o anda eski kanun çöp olur.
Bilim kendi bir şey yapmıyor, bir çözümleme, bir anlama, bir keşif âletinden öte bir şey değil. Bilim kanun koyucu değil, kanunu anlayıcı, bazen açıklayıcıdır. Mesele o keşfedilen, çözülen şeyin oraya nasıl konduğu, nereden geldiği, ne şekilde var olduğu.
Herkes otorite, mâşâallâh. Herkes hem din hem bilim konusunda uzmanmış, herkes tek okuyan bilen kendi imiş havasında, başkaları ise cahil cühela havasında yazmış. Ben de otorite oldum bak!
Bilimin dine küfretmekten başka işleri var.