Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Taksicilerin aslında adı dokuza çıktığı için durum böyle. Yoksa işini ahlaklı bir şekilde yapan taksici de çok. Bu memleketteki asıl sorun insanda. Bugün taksicinin biri sizi dolandırmaya çalışır yarın hırdavatçı. Bu toplumsal bir sorun. İnsanımız ne yazık ki üç kağıtçılığı kötü bir şey olarak görmüyor. Daha doğrusu kendi yaptığı zaman sıkıntı değil ama bir başkası yaptığı zaman anasına kadar düz gidiyor.
Aynen dediğin gibi hocam.

Yukarıda önceki mesajlarda dini konularda hassas bir arkadaş yazmış ahlaki erozyon var diye. Ahlak sadece çıplaklık demek değil diye. Son derece haklı.
Bu memlekette ahlak bacak arasına sıkışmış durumda.

Karısı adamı aldatmıyorsa, anası bacısı kızı cinsel olarak toplumun sınırlarını aşmıyorsa bir adam ahlaklı sayılıyor. Cinselliğe olan tüm yasak, televizyonda meme ucunun bile görünmemesinin nedeni toplum ahlakını korumak. Yani çıplak bir kadın, ya da cinsel hayatını özgürce yaşayan bir insan toplum ahlakını bozuyor diye tepki görüyor. Ama kanserojen boyalı oyuncak satan adama kimse tepki göstermiyor. Termik santrallerin filtrelerini uzatan milletvekiline ahlaksız diyen yok. Toplum ahlakını bozan namussuz oluyor, toplum sağlığını bozan, toplumu dolandırana kimse namussuz demiyor.

Bu toplum cinselliğe ya da çıplaklığa gösterdiği tepkinin onda birini et yerine soya kıymasından köfte yapan restorancıya göstermiyor. Domuz etinden sucuk yapan işletmenin sahiplerinin kimse yüzüne tükürmüyor. Kimse vergi borcu takıp gününü gün eden iş adamına namussuz demiyor. Milyonlarca dolar kazanırken fabrikasının bacasına filtre takmayan iş adamına ahlaksız denmiyor bu ülkede.

Ahlakın bacak arasına sıkıştığı bu ülkede taksicilerin yaptığı da diğer meslek gruplarının yaptığından farkı değil. Milletvekilleri arasındaki ahlaksız oranı ne kadarsa taksiciler arasında da o kadardır.