Bu tür yolculuklarda yeni bir sehire gittiginiz ilk gün ve sehirden ayrilacaginiz son gün "saskin ördek" modunda gecip gider, anlamazsiniz.
Vücudunuz iklime, hava durumuna alisamadan bir baska yere yolculuk ettiginizde herseyi bi tarafa birakin, agzinizin tadi bile yerinde olmaz.
Eger imkan olursa stop'larda 3 günden fazla kalmaya calisin.
Barcelona ve Madrid varken mesela Fransaya ugramazdim bile

Madrid'e gittiginde taksiye bineceksen, seni istanbulda gibi hissettirecek taksici abiler.
Tip, konusma, tavir, hatta camdan sarkan kol bile ayni.
Iyi tatiller.
Kaybolmaz, birsey olmaz.
Ben bir is icin Danimarka'nin 400 haneli bir köyüne gitmek zorunda kalmistim arkadasimla.
Arkadasin resmi bir islem yapmasi lazim ama dile hakim degil.
Memur tercüman bulacaksiniz dedi, ciktik disari kücücük köydeyiz.
Markete girip türk yasiyor mu buralarda diye soracaktik ki, biz iceri girince bir kücük kiz cocugu Türkce seslendi "babaaa müsteri geldi"
Düsünün bahsettigim en ücra kösedeki köy.
söz konusu sehirlerde yüksek sesle türkce konussaniz, bir türk duyar.