Bugün bilim dünyası tarafından kanıtlanmış ve anlamlandırılabilmiş olan bu olay, aslında beynimizin yaşadığı basit bir ikililik durumudur. Beynimizin uykuyu, görüntüyü, bilinçaltını, hareketleri ve diğer birçok şeyi kontrol eden bölümleri farklıdır. Farklı olmalarına rağmen birbirleriyle tamamen bağlantılı olan bu bölümler, beyinde bulunan düzenin karışmaması adına bizim farkında olmadığımız bir sırayla çalışırlar. Örneğin beynin rüya görmemizi sağlayan bölümü (aslında rüya görmek tüm beynin dahil olduğu bir işlemdir ancak bazı beyin bölümleri rüyanın tetiklenmesini gerçekleştirir), beyin uykuya dalmadan asla devreye girmez. Aksi takdirde halüsinasyonlardan çok daha etkili olan rüyalar, gerçek hayatta her an karşımıza çıkabilirlerdi ve bu durum asla iyi bir şekilde sonuçlanmazdı.

Birbirine bağlı olan bu bölümler, beyin uyku durumuna geçtiğinde birbirlerini tetikleyerek vardiya değişimi yaparlar. Uyku durumunda vardiyasını sonlandıran beyin bölümlerinin arasında görme, koklama, tatma gibi hislerin kontrol edildiği beyin bölümleri de yer alır. Bu nedenle uyku durumunda olan birisinin gözünü açsanız bile görmesi mümkün değildir. Uyuduğumuz sırada bu bölümlerin devre dışı kalmasıyla birlikte rüya görmemizi sağlayan bölümler aktifleşir ve durumlarına göre işlevlerini gerçekleştirirler, yani bazı etkenlere göre rüya görürüz veya görmeyiz. Halk arasında "karabasan gelmesi" olarak bilinen uyku felci, bahsettiğim beyin bölümlerindeki aktifleşme ve devre dışı kalmanın yanlış şekillerde yaşanmasıyla birlikte gerçekleşir.