Arama motorlarının, kullanıcının faydasına ve en kaliteli içeriği sunmaya çalıştığı yönünde bir yanılgıya düşüyoruz. Şirketler kâr yapmak için çalışırlar ve ait oldukları devletlerin çıkarlarına hareket ederler. ABD menşeili bir şirketin, bunları en acımasız şekilde yapacağına da hiç kuşkunuz olmasın. Özelde Türkiye'deki "haber" araması sıralamasına gelelim; listedeki ilk sayfaya baktığımızda hiçte doğal bir sıralama olmadığını biraz istatistik bilenler kolayca anlayacaktır. Malum arama motorunda ki "Haber" aramasındaki sıralama, siyasetle bir paralellik gösteriyor ve manuel olarak müdahale ediliyor olma olasılığı yüksek. Sıralamalardaki garipliğin bir yönü bu. Diğer yönü ise, buradaki sitelerin haber dışındaki konularda da ön sıralarda olması. Bunu sadece domain otoritesi ile açıklayamayız. Bu şekilde söylersek; arama motorunun algoritmasını yazanları aptal yerine koymuş oluruz. Halbuki, bu algoritmaları hazırlayanlar; dünyanın en iyi, en yetenekli ve en zeki programcılarından ve daha başka sahalarda uzman kişilerden oluşuyor. Şu an şikayet ettiğimiz konuları, tek tuşla halledebilecek durumdadırlar muhtemelen. Türkiye'deki içerik kalitesi yüksek sitelerin önde olmamasının farklı ve çok karmaşık nedenleri olabilir. Bunu devletin ilgili kurumlarının araştırıp, detaylı olarak ele alması gerekir. Demek istediğimi en basitinden şöyle örneklendirirsek daha kolay anlaşılacaktır; ülke vatandaşları tarafından çok kullanılan bir arama motorunun, bilerek ve planlı olarak kalitesiz içerik sunduğunu varsayalım. Peki bu nelere neden olabilir; basit düşünelim, ilk başta insanların aradıklarına daha geç bulmasına ve zaman kaybetmesine yol açar. Zaman hayatta en değerli şeylerden bir tanesidir. Gereksiz zaman kaybeden insanların çalışma verimlilikleri düşecektir. Bu sadece bir tane örnek. İnsanların büyük kısmının, gün içerisinde oldukça yüksek orandaki bir zamanı bu arama motorunda gezinerek geçirdiğini düşünürsek, mevzu bahis kuruluşun daha pek çok etki gücünü elinde bulundurduklarını söyleyebiliriz. İşin bir başka yönü; emek mi, sermaya yoğun mu seçim yapıldığı. Burada da algoritmayı bilmesek bile sonuçlardan yola çıkarak net bir cevap alıyoruz; Türkiye özelindeki sıralama da sermayeye yönelik sinyallerin, kaliteye oranla çok önde tutulduğu. Sermaye sahibi olan siteler, genelde yine batılı firmalara ait olduğu için, yerli diyebileceğimiz site sahipleri ise daha düşük sermayeye sahip olduklarından bunlarla rekabet edemeyeceklerdir ve sıralamalarda daha az oranda üstlerde yer alacaklardır. Forumlarda ve bu tür platformlarda yer alan şikayetlerin ana kaynağının da bu uygulamanın sonuçlarının yansıması olarak görebiliriz. En çok kullanılan arama motorunun arkaplanında ise daha farklı işlemler de yapılıyor olabilir. Biz sadece sonuçlardan buzdağının görünen kısmı ile ilgili yorumlar ve değerlendirmeler yapmaya çalışıyoruz. Şu an için, kişisel olarak yapılacak pek bir şey yok. Hem kullanıcılar tarafından benimsenmiş, hem de daha önemlisi; bu arama motoru çok büyük internet geçmişi arşivine ve databasasına sahip, video ve sosyal medya siteleri gibi pek çok sitenin de sahibi, websitesi reklamcılığı gibi bir alanda yine tekel durumundalar, daha başka ürünlerle de bir ağacın dalı gibi internet dünyasını kaplamaya devam ediyorlar. Buradaki sorunu, Türkiye olarak ancak devlet düzeyinde bir girişimle çözebiliriz. Webmasterları ingilendiren tarafıyla, şu an için durumu tamamen düzeltecek bir çözüm bulunmuyor. Tek yapılabilecek olan; daha iyi optimize siteler kurmak ve sermaye açığını yeni fikirler üreterek, daha çok emek harcayıp şu anki haksız rekabet ortamını dengelemeye çalışmak ve bu şartlara uyum sağlamak olmalıdır.