Benim yakın bir arkadaşım, yıllar önce benzer bir sebepten dinle bağını kopartmıştı. Hatta bundan daha saçma bir sebepti, sınavdan düşük almıştı...
Yapacak bir şey yok, Allah birinin kalbini mühürlerse onu bizim döndürmeye gücümüz yetmez, onu açarsa da biz engel olamayız.
Duamız her zaman dine dönmeleri ve eski hallerine kavuşmaları ama elden bir şey gelmiyor.
Ama mantıklı düşünmeleri gerekiyor. Biz bu dünyanın bir sınav olduğunu kabul ediyoruz, ibadetlerimizi karşılık beklemeden yapıyoruz.
Biz inanıyoruz diye gökten bize altınlar yağsa, bize zümrütler düşse, bu sınav olmazdı, bir hile olurdu. Herkes Allah'a inanırdı.
Estağfrullah, Allah'ın sevmediği şeylerden biri de ondan ödül/kanıt tarzı şeylerin istenmesidir. Zira dünya var olduğundan beri sizin ve benim arkadaşımız gibi olanlar olmuş. Merak ve kalbini tatmin her insanda var, ama önemli olan bunu isyana dönüştürmemek.
Alıntı
An o zamanı da, hani İbrahim, Rabbim demişti, ölüyü nasıl diriltirsin? Allah, inanmıyor musun demişti de İbrahim, evet, inanıyorum ama kalbim tam yatışsın, iyice anlayayım demişti. Allah da demişti ki: Dört kuş al, onları kesip paramparça et, parçalarını birbirine kat, sonra o karışık parçalardan her birini bir dağın üstüne koy, sonra da onları çağır, koşarak sana gelecekler. Bil ki Allah, şüphe yok ki pek yücedir, hikmet sahibidir.
Alıntı
Havâriler "Ey Meryem oğlu Îsâ! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" diye sormuşlardı. O şöyle cevap verdi: "Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allaha saygılı olun."
Alıntı
Onlar "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz güvenle dolsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna tanık olalım" dediler.
Alıntı
Allah da şöyle buyurdu: "Onu size mutlaka indireceğim; fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, varlıklar âleminde hiç kimseye etmediğim azabı ona edeceğim."
Bizim dinimiz bir paket gibidir. inanırız ve daima inanırız, bir yerine inanıyorum başka yerine şüphe ediyorum diyemeyiz.