Arkadaşlar bu yazımda küçük gibi görünen ama aslında çok büyük bir problemin işareti olan bir konudan bahsetmek istiyorum.

Özellikle teknolojinin gelişmesiyle beraber Türkçemize yeni kelimeler yeni kalıplar yerleşti. Plaza ağzı diye bir kavram bile var artık. Bunlar normaldir çünkü bu sektörde çalışan insanlar ingilizce bilmesi gerekiyor ve iş konuşurken bu terimleri kullanmak daha iyi ifade gücü sağlıyor. Teknoloji bizim icadımız olmadığı için kim icat etmişse onların koyduğu isim ve sıfatları kullanmak bize kolaylık sağlıyor. Herşeyin Türkçe karşılığını söylersek çok saçma bir konuşma olur o. Mesela lcd ekran demek yerine sıvı kristalli ekran derseniz insanlar size tuhaf tuhaf bakar. Yada "send sms interface'ini implement ediyoruz" demek yerine "sms gönderme arayüzünü gerçekliyoruz" deyince tüm javacılar size tuhaf tuhaf bakacaktır. Aynı doktorların Latince ifadeleri çok kullanması gibi ama kendi aralarında bu ifadeler çok büyük bilgiler ihtiva ediyor. Tamam bunu anladık da hiçbir sektörde uzman olmayan kişilerin bazı kelimeleri değiştirerek söylemelerine ne diyeceğiz?

Günümüzde birçok insan "olacak" demesi gerekirken "olucak" diyor. "yapacağım" demesi gerekirken "yapıcam" diyor. Konuşmanın üslubuyla yazmanın üslubu farklıdır. Konuştuğunuz gibi yazamazsınız çünkü söz uçar yazı kalır ve yazı okundukça etkisi devam eder. Bir yere "olucak" yazdığınızda birçok insan bunun normal birşey olduğunu düşünmeye başlar. Özellikle gençler işin doğrusunu ve önemini bilmediği için bu şekilde alışırlar ve bu nesiller boyunca devam eder. Sonuçta kendi dilimiz bozulur, özelliklerini kaybeder.

Türkçemizin önemini anlatmaya gerek var mı? Var. Özellikle gençler kendi dillerinin öneminin farkında değiller. Dil bir toplumun gücünü simgeler. Güç derken sadece maddi güç anlamayın. Tarihi güç, nüfus kalabalığı, edebiyat geçmişi gibi konular maddi güçten daha önemlidir. Dili doğru kullanmak hitabet gücünüzü ve buna bağlı olarak saygınlığınızı arttırır. "geliyom" diyen birisine duyduğunuz saygıyla "geliyorum" diyen birisine duyduğunuz saygı aynı değildir. Kitlelere hitap ederken dili ne kadar doğru kullanırsanız o kadar dikkat çeker ve saygın bir kişilik olursunuz. Forumlarda yazdığınız yazıları yüzlerce kişi oluyor ve ona göre saygınlığınızın derecesi anlaşılabiliyor.

Bugün bir Japonca'ya bakalım. Japonlar 100 yıl önceki metinleri bile hala okuyup anlayabilirler çünkü dilleri çok fazla değişmemiştir. Bu sayede tarih bilgileri de yüksektir. Bu bilgilerle nesillerini yetiştiriyorlar. Bugün hala Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombasının izlerini silmemişlerdir çünkü tarihte yaşanmış olan bir olayı kendi evlatlarına gösterip "Bak bize böyle yaptılar sen daha iyi çalış ve ülkene böyle yapmalarını engelle" diyerek yetiştiriyorlar. Bu şekilde yetişen bir nesil tabiki dilini bozmadan teknolojiyi geliştirecektir. Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez atasözü mükabilinde tarihlerini bildiklerinden dolayı teknolojiyi en çok onlar üretmektedirler. Bizim tarihimiz ise Japonlardan aşağı değildir. Biz de Asya'dan geldik, savaşa savaşa Anadolu topraklarına hatta balkanlara kadar nesillerimizi götürdük. Bu kadar çok toprak gezmiş ve bin yıldan fazla tarihi olan bir milletin dilinin bu kadar kötü bir şekilde kullanılması tarih bilinci olan insanları üzmektedir. İlle birisini örnek almak istiyorsak Japonları örnek alabiliriz. Aslında bizim kimseyi örnek almaya ihtiyacımız yok ama gençler için söylüyorum bunu. Gençlerimiz bireyselleştirilerek tarih ve edebiyatın güzelliklerinden mahrum bir şekilde yetişmektedirler. Tarihi ve edebiyatı sıkıcı bir şekilde derslerde görmektedirler ve bu yüzden ne ecdadının ne dilinin kıymetini bilmektedirler.

Teknolojiyi en iyi biz kullanalım, teknolojiyi en iyi biz geliştirelim ama teknoloji deryasına dalış yaparken tarih ve dil deryasından çıkmayalım. Gençlere tavsiyem tarih ve edebiyata biraz ağırlık versinler. Tarihimizdeki önemli şahsiyetlerle ilgili yaşanmış olayları ve onların yazdıkları hatırat ve kitapları okusunlar. Dil bilgisiyle ilgili eğlenceli kitaplar var onları araştırıp okusunlar. O zaman bir bilinç oluşur ve günümüzde yapılan hataları farkedip bunların yemeğin üzerinde dolaşan sinekler gibi olduğunun farkına varsınlar.

Kusurlarım varsa affola. Sağlıcakla kalın.