digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Siz dış ticaretin Royal Class İngilice ile yapılan bir şey mi zannediyorsunuz?)))
Tonla yurt dışı fuara gittim. "Hello, Yes no, how are you? how much? how many? expensive, discount" kelimeleri ile milyonluk mal anlaşması bağlayan adamlar gördüm. Vizyonsuz dediğiniz anadolu kaplanları malın iyisini görür görmez tanıyorlar, tipine baksan işçi zannedebileceğin adamlar ciddi rakamlara anlaşmaları bağlıyorlar. )) Dış ticaret yapmak için present perfect continous tense den ziyade iş bağlantıları gerekiyor. Karşınızdaki adamların ingilizceleri de mükemmel olmuyor. Karşınızdaki adamlar da sizin ingilizcenizden ziyade alım gücünüz ya da malınızın avantajları ile ilgileniyor. Kimse bir birine websitesi sormuyor. Online iş bağlantıları da alibaba gibi uluslararası pazaryeri sitelerinde dönüyor. Dış ticaret firması sahibi değilim ama çalıştığım dış ticaret firmaları var, hiç bir zaman bir birimize web sitelerimizi sormadık ))) Alibaba'dan ve internetten ürün araştırması da yaptım bir çok defa. Nafile bir çaba getirdiğiniz ürün %99 resimde görülen ürün ve açıklamada bahsedilen kalite ile üretilmemiş oluyor. Üstelik her getirttiğiniz ürüne, ürünün fiyatından çok uçak kargo parası veriyorsunuz. Dış ticarette hala malı numuneyi yerinde görme sistemi devam ediyor.

Size pazarlamacılığın altın kuralından bahsetmek lazım. Müşteriyi sizin ürününüz ya da hizmetinize ihtiyacı olduğuna ikna etmelisiniz. Adam zaten vizyoner bir adamsa seni beklemez kendi bir ajans üzerinden websitesini yaptırır. Demek ki adam websitesinin kendine bir katma değer katmayacağını düşünüyor. Pazarlamacının işi ise ne yapıp edip bu adamı bu hizmete ihtiyacı olduğuna inandırmak. İnandıramıyorsanız müşteriyi suçlamak yerine pazarlama teknikleriniz ile ilgili öz eleştiriye girişirseniz ileride ikna edeceğiniz insan sayısı ve kazanacağınız para artar.
Hocam öncelikle savunmaya geçmişsiniz ama yazdıklarınızın aksine bir şey ben de yazmadım zaten... Bakın son cümlemde ne demişim "Bu vesile ile pazarlamacı arkadaşlara da selam olsun cidden meğer ne zor bir iş yapıyorlarmış.." Sizin anlayacağınız bende pazarlamacılığın eksik olduğunu farkındayım zaten.. Ama başka bir arkadaşımız demiş "Ülkede yabancı dil bilen yok dememiş en azından " diye ben de herkesin bildiği ama kabul edemediği bir gerçeği yazmışım.. Ayrıca kimsenin müşteri suçladığı felan da yok.. Benim de ithalat/ihracat yapan müşteri ve tanıdıklarım var yurt dışına çıkmak şurada dursun birçoğunun pasaportu bile yoktur.. Yabancı dili olan elemanı olmasın tüm işleyişi bir anda felç olur. Mobilya sektöründen bazıları yurt dışına zaman zaman fuara çıkıyor ama çıkış nedenleri iş anlaşması vs yapmak değil model görüp tr pazarına girmeden aynısını üretip satmak. Ki bu benim sözüm değil bizzat piyasadan müşterilerimden duyduğum bir durum..

Dediğim şey en temelde dış ticaret gibi bir işin web sitesi olmadan yürütülebiliyor olması.. Elbette herkes aynı düşünecek diye bir durum yok ama benim düşünce yapıma göre bu durum çok enteresan ve sıra dışı.. Müşteri olan kişi ben olsam web sitesi olmayan firmayı ciddiye alıpta iş yapmam fakat görünen o ki gerçekler öyle değil..