nerde nasıl yaşarsan yaşa paran yoksa o yaşam yaşama benzemiyor. öyle filmlerdeki gibi dağda en fazla 6 ay yşarsın. köyde yaşayacağım dersen bizim köyde bile kiralık evler 500 lira. uşakta bir köy. köy yani allahın dağı cahillerin doldurduğu yıllardır çiftçilik yapan ama iki satır okumadıkları 30 dakka tarım kanallarını izlemedikleri için besledikleri öküzden farksız insanlar.camiden çıkmazlar ama dedikodu riya alavere dalavere çekememezlik , sınır geçme, bir kürek bile verirken ödünç binbir laf etme hepsi o öküzlerde var.
gelelim senin hayaline. eğer bir kasaba kenarından 2 dönüm yer alacak ve o yere 150 metrekare ahır yapacak içerisine 500 tavuk alacak kadar paran varsa (40-50 bin) bu iş olur. aldığın yere yakın bir ev kiralarsın yenge çocuklar orda oturur sen hayatının büyük kısmını o tarlada geçirirsin.500 tvuk 350 yumurta verir 75 kuruştan çevrene satarsın (toptan satarım hayali kurma boşuna ) 100 120 lira gideri olur. sana kalır 150 lira günlük. aya vurdun mu deli para.
ama tavuklar hasta olur ilaç alırken bir sürü kazıklarlar seni o sevdiğin ilçenin iyi veterinerleri. talaş lazım olur hizarcı yolunacak kaz geldi diye ellerini ovuşturur

falan filan filan.
ama benim gözlemlerim eşi memur olan erkek kırsalda bu dediğim işleri yani hayvancılık yapmayacaksa -ki her yapan değil akıllı ve iyi yapan kazanıyor ve çiftçilik asla kazandırmıyor sadece hayvancılık o da nereye kadar iyi gider bilinmez koyunu keçiyi güdersen karlı bir iş hazır yemle o da o lmuyor.- iş bulması çok zor oluyor bir süre sonra ben çalışıyorum sen yatıyorsuna gelir iş hiç önermem. uzun lafın kısası nerde yaşarsan yaşa illa bir iş yapacaksın yoksa girisi boş hayal. yapacağın işi planla hesabını kitabını yap olumsuzlukları hesapla ve yapmaya başla.
Ben Tanrıya inanıyorum fakat Tanrı dünyaya müdahale etmez. Hayata gelme olayı kişiden kişiye değişir. Olaya kendi mahallemizdeki pencereden bakmamak gerek çünkü siyam ikizleri var.
Şunu da paylaşayım.
Fransada kolsuz ve bacaksız doğan bebekler:
https://tr.euronews.com/2018/10/31/f...de-aciklanacak
ben de hep şunu merak ettim. 10bin civciv içinde 100 kadar sakat oluyordu. birgün civciv getiren abilerle sokbet ettik. kuluçka makinelerinin çok büyük olduğunu ve genellikle kenarlarda kalan kısmlarda sakat civciv çıktığını söyledi. yani yeterli çevrilmeyen ya da ısı dengesi tam olmayan kısımlardan kaynaklanmış olabilir mi diye hep düşündüm. eğer öyleyse sakat doğan bireyler de Allahın işi değil mi acaba diye düşünmeden edemiyor insan.