İslam dogmatiktir. Mantık ile yakından uzaktan alakası yoktur. Emredilen kurallar emredilmiştir mantığına yada mantıksızlığına kullar karar veremez sadece yorumlayabilir anlam ve mana çıkarabilir.
Dinimizin bildirdiği iman, acaba doğru mu diye tahkik edilmez yani araştırılmaz. İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan, tasdiktir. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba iman ederler) buyurdu. (Bekara 4) Resulü de, (Dini aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur) buyurdu. (Taberani)
İslam mantık dinidir. Akıl dinidir akla uymayan mantığa uymayan hiçbir şey içermez. İçerir dedikleriniz de İslam değildir. Bu zamana kadar kimse bunun tersini gösterememiştir.
Ayriyeten İslam sadece Kur an a yani Resul ün Allah tan bize ilettiklerine ve öğrettiklerine uymaktır. Yani kitapta yazmayan bir şey zaten gerçek olamaz. Kitapta yazmayanı resulullah emretmiş olamaz. Kitaba aykırı olanı da emretmiş olamaz.
Eğer müslümansanız her hadisi didik didik ederek araştırın yoksa kullanılırsınız. Her ayetin de öncesini sonrasını iyice okuyun yoksa kullanılırsınız.
Yazdıklarınızı nereden aldıysanız yanlış anlatılmış. Doğrusu şöyle;
-------------
Dini aklıyla ölçen kadar zararlı kimse yoktur. Ahir zamanda kocakarı gibi inanın, hadisleri sahih midir?
İslam dini, aklı olmayanı sorumlu tutmaz. Ehl-i sünnet alimlerinin ittifakıyla, iman kesin bir bilgiye dayanmak zorundadır. Kesin bilginin olması için aklın devreye girmesi gerekir.
Tebaranideki hadisin tashihine rastlayamadık. Şayet sahih ise, manası şöyledir:
Kişi, her konuda aklını tatmin etmediği sürece, İslamın hükümlerine boyun eğmezse bu kişi çok zarar eder. Çünkü, iman emniyeti, aklın kabul ettiği deliller doğrultusunda kesin bilgiyi istediği gibi, İslamiyet teslimiyeti, aklının almadığı hükümler konusunda tereddüt etmeden boyun eğmesini gerektirir.
İman esaslarının hepsi, kesin bilgiyle ancak tahakkuk eder. Kesin bilgi ise ancak akılla bilinebilir. Ancak, temel referans olacak kaynağı akılla kabul ettikten sonra, detayların hepsinde aklı kullanmak her zaman isabetli olmayabilir. Mesela. Hz. Peygamber (asm)'in peygamberliğini veya Kuranın Allahın sözü olduğunu aklıyla kesin olarak kabul ettikten sonra, artık Kuranın her meselesini, Hz. Peygamber'in her sözünü kendi aklının ölçülerine göre yorumlarsa, kabul veya reddederse, buradan kişi çok zararlı çıkar.
Kişiyi ayakta durduran aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.(Deylemi, 3/217; no:4629)
-------------
hadisinde de bu gerçeği görmek mümkündür.
Yani aklımız olduğundan dolayı sorumluyuz. Sizin yazdıklarınıza göre aklın hiç bir önemi yok? Herkes aklı + gönlü ile teslim olmalı ki tam iman etmiş olsun.
Allah aşkına aklınıza yatmadıktan sonra nasıl iman ettim diyebilirsiniz ki?
Siz böyle mi yapıyorsunuz? Aklınıza yatırmadan gönlünüze hoş gelmeden tıpkı bu yanlışlara inandığınız gibi inanıyor musunuz her denilene? Tıpkı bir köle gibi?
Eğer öyleyse çok yanlış yoldasınız.
Eğer müslüman değilseniz de müslümanlara yanlış bilgi vererek kafalarını karıştırmayın.