Unutulan nokta şudur ki; zaman, mekan, son, başlangıç bunlar insanların dünyadaki deneyimleri sonucu ürettikleri, insan üretimi kelimeler. Bizim son anlayışımızla, evreni değerlendirmek mantıksızlık olur. Bunun en basit örneğini, ölümde görüyoruz. Ölüm, kimileri için bir son, kimileri için bir başlangıç olarak kabul ediliyor. Oysa, ne son var, ne de başlangıç. Bunlar bizim üretimimiz, buradaki deneyimimiz. Işık hızından yüz kat daha hızlı gitmek, ütopyanın ütopyasının ütopyası

2 kat hızlı gitmek bile çoğu şey için yeterli ve imkansızlık derecesinde zordur.
Ancak bu teknolojiler sağlanmış olsa bile evren sandığımız kadar boş değil. Özellikle ışık hızından daha hızlı seyir halinde olan bir "insan" için haddinden fazla tehlikeli olabilir. Patlamalar, bilinmeyen gezegenler, o gezegenlerdeki olası gelişmiş yaşam formları, ultrasonik patlamalar, yıldız patlamaları, meteorlar, değişen radyasyon seviyeleri, kara delikler en basit tehlikelerdir. Kısaca evrenin dışındakini, evrenin dışında aramak yerine, insan kendi içinde aramalıdır. Çünkü dışarda her ne varsa, içerde de o var.
https://www.youtube.com/watch?v=oB2u8dbYQLI