İslam toplumlarının geri kalmasının nedenini bu konuya yorum yazan arkadaşlarda açıkça görebilirsiniz.
Kendini müslüman olarak adlandıran tüm arkadaşlar islamın ve kuranın mükemmel olduğunu peşinen kabul ediyor.
Ve bilimsel gelişmeleri teşvik ettiğini ayetle hadisle kanıtlamaya çalışıyor.
İşte sorun tam da budur.
Dini bilimi kanıtlamak için ya da bilimi dini kanıtlamak için kullanmak skolastik felsefedir.
Din ile Bilim bir biri ile akalası olmayan ve farklı kulvarlarda yürüyen 2 olgudur.
Bilime ihtiyacımız olduğunu din ile kanıtlamaya çalışan adamın bilim ile hiç bir işi olmaz.
Bilimi bugüne getiren şey bilimsel disiplindir.
Bilimsel disiplin bir bilgi üretme türüdür ve temeli şüpheciliktir.
Din ise şüpheden uzak tamamen inanmaya yönlendirir.
Modern bilimin temel aldığı felsefi görüş yanlışlanabilirlik ilkesidir.
Eğer bir bilimsel teori ya da kuralın yanlışlanabilme ihtimali yoksa o teori ya da bilgi bilimsel değildir.
Mesela bilimsel disiplin ile hareket eden bir bilim adamı, evrenin nasıl oluştuğunu araştırır.
Ama dini kafa ile hareket eden bir bilim adamı Allahın evreni nasıl yarattığını araştırır.
İşte mesele tam da budur.
Bilimsel disiplinde, araştırma gözlem ve deney yapılırken gözlemi ve deneyi yapanın kendisinden kaynaklı hata payı oluşur.
Çünkü deneyi ya da gözlemi yapan sonuçta bir yorum yapacaktır ve bu yorumda sahip olduğu hayat tarzı, siyasi görüş ve inanç etkili olacaktır.
Bir bilimadamı siyasi ya da dini olarak ne kadar bir fikre inanca bağlıysa onun yaptığı bilimde hata payı o kadar fazla olur.
Ölçme değerlendirme ve istatistik okullarımızda standart olarak öğretilmediği için bu söylediklerim bir çoğunuza anlamsız gelebilir.
Bilim ile uğraşırken Tanrıyı unutmanız, ve Tanrı yokmuş gibi hareket etmeniz gerekir.
Bilim Tanrının yarattıklarını keşfetme işidir zannedenlerin ülkeleri geri kalmaya mahkumdur.
Yani dinin yönlendirmesi ile bilim falan olmaz.
Bilim doğmalardan, sabit değişmeyen fikirlerden üretilemez.
Sadece islamda değil, tüm dinlerde insanlar aslında kendi dinlerinin mükemmel olduğunu, kötü olanın insanlar olduğunu söylerler.
Ama bu nasıl mükemmel bir dindir ki, kendine inananları düzeltemiyor.
Portakalları sıkamayan bir portakal sıkma makinesinin mükemmel olduğunu iddia edebilir misiniz?
@Asalsayi; net bir şekilde ekonomik nedenlerden birini yazmış.
Sen ekonomi bilimi ile uğraşacaksın ve faiz haram olduğu için faiz ile ilgili bir araştırma ya da deney yapamayacaksın.
Yani müslüman bilimadamları faizin faydalı bir şey olduğunu kanıtlayacak araştırma sonuçlarını yayınlayabilirler mi?
Ya da müslüman bir bilimadamı olarak bilimsel bir çalışmada belirli bir miktar alkolün faydalı olduğunu keşfetseniz bunu yayınlayabilir misiniz?
Yoksa ben hata yapmışımdır Allah doğrusunu biliyordur diyerek iman mı edersiniz?
İslamda teyze hala amca day çocuklarının evlenmesinde yasak yokken, genetik benzerlik yüzünden sakat çocukların doğma ihtimali çok yüksekken,
hiç bir genetik bağı olmayan süt kardeşlerin evlenmesinin haram olmasını araştırıp bir yorum yapabilir misiniz?
Yani din ile bilim beraber olmaz.
Çocuklara ahlakı din üzerinden öğretebiliriz.
Ama bilimi din üzerinden teşvik edemeyiz, sadece islam değil hiç bir dinin bilim ile bir bağlantısı olamaz.
Batının bilim ve teknolojide ileri gitmesi de rönesans ve reform hareketleri ile başlar, yani dini eğitim ve siyasetten çıkarmaları ile...
Biz de tam tersine imam hatip açarak aya gitmeyi planlıyoruz.
Mesela askeri teknolojide çok ileri gittiğimizi düşünenler var, ama adamlar dünyayı takip etmiyorlar. Hala 60 sene geriden geliyoruz.
Bugün ses hızı altında uçabilen seyir füzeleri yapmaya başladık.
Ruslar ve Amerikalılar ses hızının 25 katı üzerinde uçabilen ve savunulamayan hipersonik füzeler geliştirdiler.
Geçen hafta rusya da bu füzelerden birinin motor bakımında patlama oldu, bölgede bir kaç gün radyasyon seviyesi tavan yaptı.
Çünkü adamlar bu hipersonik füzelerin yakıtlarında radyoaktif bileşen kullanıyorlar.
Yani amerika, rusya, ingiltere, almanya gibi ülkelerin 50-60 sene öncesinde yaptıklarını ancak bugün yapabiliyoruz.
Ve o kadar dünyayı takip etmiyoruz ki kendimizi global güç zannediyoruz.