Kendini müslüman olarak adlandıran toplumun çoğunluğu (tamamına yakını) okumaktan ve sorgulamaktan o kadar uzak bir toplum ki, daha gönderilen kitabı dahi okumamış. Böyle bir toplumun refah düzeyini tartışmak ta pek akıllıca değil zaten.
Bir de tam aksine falanca kişi şunu demiş, filanca hazretleri bunu demiş, din tamamen kaynağının dahi varlığı tartışılır, hiç bir kanıtı olmayan rivayet adı altında bir sürü anlamlı veya anlamsız cümlelerden oluşuyor.
Ve tüm bu sözleri derleyip kitaplar haline getirenler de var. Bu kitaplar kuranın önüne geçmiş, insanlar bu kitaplara daha çok itibar ediyor.Din adamları dediğin kişiler ise bu işi ticarete dökmüş, bazı şeyleri ezberleyip papağan gibi tekrar ettiğin zaman toplum içerisinde statü kazanıyorsunuz.Halbuki peygamberler dahi dini meslek edinmemiştir.Din üzerinden 5 kuruş dahi kazanmamış, ticaret, hayvancılık, marangozluk vs. kendi mesleklerini icra etmiştir. Çünkü din herkese gönderilmiştir. Öğrenirsin sen de kuranın dışına çıkmadan tebliğ edersin. Bu vazife ilk peygamberlere verilmiştir, peygamberler örnektir, hepimizin görevidir.
Az buçuk sorgulama yeteneği olanlar ise dini yorumlarken bu çelişki dolu kitapları referans alıyor, çoğu kişi ateizme yöneliyor haliyle. Ayrıca bu kitaplar bir çok konuda hükümler de veriyor. Halbuki din konusunda tek hükmü Allah verir. Kuran böyle diyor ama onu okumadığımız için hiç bir zaman farkına varamıyoruz. Bir paradoks zincirindeyiz ve soruların cevabını yine o paradoksun içinde arıyoruz.
İşin garip tarafı ise şu: bu sözler hem kendi aralarında çelişir, hem Kuran ile çelişir. Tabi tüm bunları fark edebilmek için önce samimi bir şekilde doğruyu aramak gerekir. Doğruyu bulmanın tek yolu doğruları konuşmak ve doğruyu takip etmektir.
Siz bir sebep sordunuz, ben de sebebinin kendi başlarına, Kuran'ı dinlemeden oluşturdukları dini inanç sistemleri olduğunu düşünüyorum. Her şey zincirleme maalesef...