Bilinçsiz yetiştirme.
İnsanlar çocuklarını nasıl yetiştireceklerini bilmiyorlar, babalarından gördüklerini uyguluyorlar o da ters tepiyor.
Zaten herkes dini doğru anlatsa şuan dünyada herkes müslüman olurdu.
Peygamberimiz zamanından sonra, sallıyorum xxx yıl nasıl ki İslam bu kadar yayıldı büyüdüyse, bu insanların öğrenme, öğretme ve yaşama bilgilerinden becerilerinden geliyordu. Zamanla unuttuk, unuttular, unutturulduk.
Unuttukça gerilemeye başladık.
Eğer biz dini doğru öğretebilsek, doğru anlatabilsek, kalbimizdekini yansıtmayı tam becerebilsek zaten yine altın çağımızda oluruz ki ben o günlerin de geleceğine inanıyorum.
Üstteki arkadaşın -- eğer arada başka yorumlar gelmediyse -- baskı yapıyorlar demesi buna yönelik. Eğer sen çocuğuna örneğin zinanın ne olduğunu, neden yanlış olduğunu, bizim neden yapmamamız gerektiğini ve neden yapmadığımızı, bizim neye nasıl inandığımızı, neler hissettiğimizi, kalbimizdekini düzgünce anlatırsak, o çocuk zaten zina çukurunun yanında top da oynasa o kuyuya düşmez.
Ama örneğin içki, cıs cıs, pis pis dersen. O çocuk merak eder, hiçbir cevabı bulamaz, neden, nasıl bu soruların cevabı kalacağı için kendi bulmaya çalışır. Mazlum bir çocuğun blu çağına girdiğinde ve cevapları kendi başına aramaya başladığında eğer ailesi orada yoksa, şeytan orada olur.
Çevresi, nefsi ve şeytan bir araya gelerek çocuğun sorularını cevaplamaya başlar.
Sorular doğru cevaplanmadığında da aha bu olur.
Bazen aile bazı şeyleri eksik yapabilir, örneğin ilkokul yıllarımda sınıfımızda bir kız vardı, kız bulunduğu gruba göre daha ağır, daha temiz görünüyordu. Kapalı falan değildi ki tam hatırlayamasam da zaten o zamanlar ben hiç kapalı öğrenci gördüğümü de hatırlamıyorum, hocalar bile peruk takıyordu. Neyse o konulara girmeyelim... Velhasıl bu kız zamanla çevrenin etkisiyle bazı değişimler yaşadı, konuşmasında, görüntüsünde vs. ama yine de o çukura düşmedi.
Çevresindeki kızlar afrodit gibi gezerken o daha mütevaziydi.
Aradan tam hatırlamıyorum yıl veya ay geçti, ben kuran kursuna gitmeye başladım. Meğer kız hocanın kızıymış. Hocamız da gerçekten çocuğuna iyi öğreti verebilen bir hocaydı.
Buradan çıkarılması gereken ders şu,
bir anne ve babanın görevi ve sorumluluğu inanılmaz derecede büyüktür, kedi köpek yetiştirmiyoruz, insan yetiştiriyoruz.
Bizim ona öğreteceğimiz değerler, çevresi, büyümekte olduğu topluluk, öğretmenleri, arkadaşları, internet, şeytan ve kendi nefsi, tüm bunlara karşı biz yanlızız ve çocuklarımızın geleceği bizim emeğimize bağlı.
Çocuk bakmak bir kuşu elinde tutmak gibidir, çok sıkarsanız kuş ölür, gevşek bırakırsanız kuşu kaparlar.
Allah hepimize hayırlı, dinine bağlı evlatlar nasip etsin. Tabi bu duayı edebilecek çaba, emek ve sorumluluğu da bizlere nasip etsin.