Hocam serzenişinde haklısın. Lakin olayı şu boyutuyla ele almakta da fayda var; geçen gün bir sözlükte bir işverenin serzenişini okudum. 12 yıllık çalıştırdığı adamına tazminatını, ihbarını vs tüm haklarını verip yollarını ayırdıktan sonra gelen mahkeme celbiyle hakim karşısında tamamen çaresizce tekrar cezai işlem ödeyerek hak gaspına uğramış. Çalıştırdığı adama noter tasdikli "tüm alacaklarımı aldım" kağıdını mahkemeye sunsan bile cebir ile imza atmışsındır diye işverene inanmıyorlar.
Aynısı benim de başıma geldi.
Ve yorumlara baktım, sözlük ahalisinin patronlara bakış açısı bildiğin elinde puro, şişman kapitalistler.
Sistem çarkları şöyle işler; müteşebbis işletme kurar, üniversite mezunu ya da kalifiye istihdam eder, ürün üretir ya da satar ve kalkınma olur.
1 patron, 5 çalışanı olan bir firma minimum 20 kişinin geçimini sağlar, alt dallarla beraber 50 ye yakın kişinin geçim kaynağı olur.
Bizdeki problemler sırasıyla;
(arkadaşların da dillendirdiği gibi) kalifiye ara eleman olmadığı sürece herkesi üniversite mezunu diye iş yerine dolduramazsınız.
Herkes üniversite mezunu olur ise, maalesef ki ülkemizde bu kadar banka, okul, muhasebe, müşavir firması yok ve yeni mezun işsiz sayısı katlanır.
Kanunlar müteşebbisi tamamen ezecek şekilde dizayn edilmiş ve vergilerle, stopajlarla vesaire bir insan çalıştırmanın maliyeti çok yüksek.
Suriyeli diye şikayet etmeye hakkımız yok, kimse çocuğunu tornacıya, marangoza, oto tamircisine vermiyor ve bu açığı afgan/pakistanlı/suriyeli iş gücü kapatıyor.
Daha çok uzar gider bu maddeler, siyasete vs bulaşmadan, polemik çıkartmadan subjektif görüşüm bu şekildedir.