Valla içimde kalmasın kısaca anlatayım bende.

Giriş katımıza yaşlı teyze ve dede taşındı.
Sürekli bir işleri düşer, hallederim. Hem yöneticiyim hem de 40'larında yaramaz bir oğlu var beş para etmez.

Sürekli para istemeye başlamıştı son dönemlerde, ben de, annem de, babam da ayrı ayrı para vermiş.
Bir gün yolumu kesti yine, param çalındı param çalındı. Ne oldu polis çağırayım dedim (kulakları duymuyor, ağız okuyor) yok yok, dolmuşta cebimden çekip almışlar.
Hava da soğuk, ne yap et 200 lira bul alper dedi, sıkıntı etme ben getiririm birazdan dedim, anneme deyince üzüldü gitti kendisi verdi.

Sonra baktık 1-2-3-4 alt kattan, dükkanlardan herkesten alıyor, 20-30 gün içinde geri veriyor.
Sonra hesapladık, 500 lirayı bulmaya başladı ve 30 gün sonra getirdiğinde, çok lazım değilse şu 200'ü sonra versem olur mu? Olur sıkıntı etme.....

Ramazan boyu pidesini, ekmeğini kapısına götürdük. Sonra ben durumdan rahatsız olmaya başladım.
Çünkü para konularını pek sevmiyorum. 20 bir alıyor, 200 bir alıyor, 200 geri verince bir de aidat parasını babanla yolladım diyor.
(aldığı 220 lira iken, 240 vermesi lazım, 20 lirayı vermediği gibi, aylık aidat parası diye 20 lira daha kesinti yapıyor.)

Sonra annemlere de dedim, ben verdiğimden eminim, ya aklı gidip geliyor ya da kasıtlı yapıyor dedim.
Babama da aynısını yapmış meğer.
Sonra biz bu durumdan rahatsız olduk, annemlerin önünü kesmiş yine, bacaklarım ağrıyor, iğne için 180 lira para istiyorlar falan demiş sağlık ocağı için.
Öyle böyle bir 50 lira daha almış.

Son olarak, son aldığı 50 lirayla birlikte yine 400 lira falan borcu kalmıştı.
Bir baktım, yaramaz oğluyla (400 metre ileriye kadar) gözle görebildiğim kadar yürüyerek bir yere gittiler.
Anneme dedim, sağlık ocağına gideceğine hastaneye mi yürüyor, yazık dolmuş parası falan mı yoktu ki....?

Ertesi gün uyducu bir arkadaş bahçe katında çanakları yeniliyor. Allah allah, boşta duran eski ev sahibinin çanak dahil hepsini söküp hepsini yeniledi biri.
( bahçe katında tek daire var.) Derken bir araba yanaştı, koca televizyon. Binadaki herkesi bilirim, sakin ve az daireli.
Kapıya çıktım, kontrole, içime kurt düştü derler ya, ondan...

Bir baktım giriş kata girdi, yok artık dedim. Anneme de anlattım durumu. Bunlarda küçük tv vardı, tamirden gelse bile koca tv geldi.
Sonra boş çıktı servis bastı gitti. Dedim bundan sonra ona göre davranalım, kadın kapıya gelince yine borç öderken, annem sormuş.
Sen bu kadar sıkışık durumdasın, bu durumda niye gidip televizyon aldın demiş. (uydu ve tv olayı birleşince tahmin zor değil.)
Kadın, işte benim oğlan istedi onun için yoksa ben almazdım şu bu. Hmmmmmmmm öyle mi?????

Borcunu öderken, bir kısmını lazım değilse faturalarımı falan kapatayım demiş.
Annemin de dişlerini falan yaptırıyorduk zaten ve ev komple tadilatta. Bizim de ödemeler var diye vermedi. (tabi kibarca)
Ama ben de dedim, onun yaramaz oğlu hergün kolasız, çekirdeksiz, sigarasız gezmiyor. Biz her ay 300-500 içerdeyiz, banka gibi kullanıyor bizi ve sürekli eksik veriyor.
Yarın öbürgün diretsek, bak sen şu kadar aldın ama eksik veriyorsun diye, binada adımızı bile çıkarır şu kadar borç verip bu kadar ister diye.

Fazla sürmedi, bir akşam geç saatte dayanmış kapıya ben üst kattayım.
Siz beni boş göndermezsiniz, siz beni boş göndermezsiniz. Ne oldu komşu bu saatte?
Yarına kadar 300 lira lazım. (sebep?) Oğlu boşandığı eşini dövmüş, kamu davası mı ne açılmış. İtiraz için falan filan o paranın yatması lazımmış, yoksa belli süre hapis mi ne yatacakmış.
Annem de yaramaz oğlunu bildiği için, şuan üzerimde yok falan demiş. Alperi çağır diye tutturmuş benden isteyecekmiş, annem de konuyu bildiği için onda da yok bilsek gündüz çekerdik falan filan.
Kadın gitmiş, bana anlattı. Kan beynime sıçradı iyice. Onun yaramaz oğlunun davasını da ben mi düşüneceğim yok artık diye.
Ertesi gün veya 2 gün sonra, annem elinde poşetler varken en üst zile basarken olmayacak şey oldu, ben bina girişinde karşılamaya giderken en alt katın zilinin çaldığını duydum.
Kapıyı onlar açar, onlara da biri geldi demek ki diye düşündüm. Kapıyı açıp poşetleri aldım, eee kimse yok mu? Girişin de zili çaldı dedim.
Annemde şaşırdı yooo ben bizim zile bastım falan derken, kadın çıkmış binayı yarılamış.

Denk gelince zil çaldı mı falan dedik, siz mi bastınız dedi. Annem, heralde benim poşet değdi galiba demesiyle, o şuratının şirretliğiyle söylene söylene kapıyı bir vurdu içeri girip.....

YOK ARTIIIKKKKK! dedik. O güne kadar canım cicim, (hiç hoşuma gitmese de, zorla öpmeye çalışan, kafamı zorla okşayan kadının o yüzünü gördüm) eser kalmamış.

Dedim aylarca yaptığımız herşey yaramaz oğlunun parasını vermediğimiz için bak boşa gitmiş....

İşleri düşünce yine idare ediyoruz ama para konusunu kapattık. O da artık istemiyor.

(Tadilat süresinde ve kömürlükte hurdaları verdim, ben pek sevmiyorum o işleri, çöpe koyuyorum alıyorlar. İstemişti, her çıkan şeyleri kadının kömürlüğünün önüne koydum. Kendi hurdacı yakalayıp getiriyor, bildiğim kadarıyla 60 tl civarı toplamış.)

Ama insanların kaç yüzü var bilmiyorum, bu kadarına da pes dediğimiz olaylardan biri, sizin konuyu da görünce bir yazayım dedim.