Ailelerin tıp ve diş hekimliği sevdası işin garanti olması ve ücretin yüksekliğinden kaynaklanıyor. Ki gerçekten de böyle, okuyamayacağımı nefret ettiğimi bildiğim halde az kalsın ben de tıpa gidiyordum. Bu konuyu iyi tartmak şart. Sana söylemek istediğim farklı bir şey var, düşüncen çok yanlış. Yazdığınız üniversiteler orta seviyeli falan değiller, Türkiye'de birkaç kalburüstü üniversite dışında kalan üniversiteler arasında çok az fark var, adı üniversite olan birtakım kurumları ise bu işin içine hiç katmıyorum bile. Eğer kendine güveniyorsan, çalışıp iyi bir puan yapabileceğini düşünüyorsan kesinlikle 1 sene daha hazırlan ve saydığın üniversitelerden birine git. Üniversite sadece bir şeyler öğreneceğin yer değil, zaten derslerle işi öğrenemezsin. Üniversitenin amacı bu değil, orada geçireceğin 4 senenin, hocaların, kütüphanelerin ve diğer birçok şeyin sana katkısını hayatının geri kalan tüm zamanlarında göreceksin. Bunu da en iyi şekilde göreceğin yerlere gitmelisin. Ayrıca sen Mersin'de kendini geliştirirken İTÜ'de, ODTÜ'de, Koç'ta okuyan öğrencilerin eli armut toplamayacak, onların önüne geçmen pek mümkün değil, en fazla kendini eşitlersin ama bunu da ilk işe girerken pek kanıtlayabileceğini sanmıyorum, hoş zaten belli bir tecrübeden sonra üniversitenin değil iş tecrübesinin önemi oluyor. Özetl söylemek istediğim şey, üniversite bir okul değil bir kültür, bir gelişim aracıdır ve bunu ülkemizde sağlayacak kurumların sayısı çok az.
Türkiye'de üniversite konusunda en anlaşılmayan konuya değinmişsin.
Geleneği ve kültürü olmayan üniversiteler lise 4-5-6-7 diye devam eden binalardır aslında.
Gelenek hocalar tarafından altlarındaki akademisyenlere, üst sınıflar tarafından da alttaki öğrencilere aktarılır.
Üniversite bir okul değildir sadece, bir habitattır. Bir networktür.
Bazı okullar vardır o okula gitmiş olmak bile bir statüdür, çünkü o okullardan çıkan adamlar büyük işler yapmıştır.
Siz de o okulun mezunu hatta öğrencisi olarak bile daha çok ciddiye alınırsınız.
Ortalama bir üniversiteden mezun olan adamların okul arkadaşları ile kalbür üstü üniversitelerden mezun olan adamların arkadaşları bile farkeder.
O yüzden üniversiteyi lise kafası ile düşünen arkadaşlar hata yaparlar.
İki okulda da aynı dersler var, iki okulda da hocalar var diye düşünebilirsiniz.
O nedenle alabileceğiniz en iyi puanı alıp, kendi alanında Türkiye'de hatrı sayılır fakülteleri tercih etmeye çalışın.
Bu arada benim ailem de hukuk diye bastırmıştı.
Ben hayalim diye iletişim fakültesi yazdım.
Bugün pişmanım bu kararımdan. Medyada ya da bir gazetede çalışmak için iletişim okumaya gerek yok.
Hukuk okuyarak da istediğiniz mesleği yapabilirsiniz.
Ama başkası hukuk okumadan hukuk alanında çalışamaz.
Elbette geri dönüş yok, hayatımı varolan koşullara göre dizayn ediyorum.
Yani inşallah 10-20 sene sonra arkadaş pişman olmaz bilgisayar seçtiği için.