DEIP adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Selam dostlar yaklaşık 5,6 senedir Mustafa Kemal ile ilgili kitap okuyorum.Neredeyse tüm kitapları okudum.Sizin de bana önerebileceğiniz kitaplar varsa bekliyorum.Her kitapta ayrı bilgi ayrı detay var bunları öğrenmek insanı mutlu ediyor.Önerilerinizi bekliyorum.
Ahmet Özgür Türen tarafından yazılan kitapları inceleyin.

- Tarih Tarih Almanakları ve diğerlerinin hepsi Ve en keyiflilerden birisi daha yeni çıktı. Aşağıya linkini ve kitaptan küçük bir alıntıyı paylaşıyorum.

https://www.idefix.com/Yazar/ahmet-ozgur-turen/s=315871

ATATÜRK ÜLKESİNE SIĞINANLAR
Hitler'in iktidara gelmesiyle beraber Almanya'da yaşayan Yahudi bilim adamları kaçmak istedi. Haksız da sayılmazlardı. Çünkü çeşitli bahanelerle idam edilen arkadaşlarının ailelerinden "giyotinin yıpranma bedeli" dahi alınıyordu.
Tüm Avrupa, Hitler'in korkusundan bu duruma seyirci kalırken, başka ülkelere kaçmak isteyen Nobel ödüllü Yahudi bilim adamlarını denizlerin dibi dahi kabul etmiyordu.
Ama onlara bir ülke kucak açacaktı. O da Türkiye.
Almanların deyimiyle "Atatürk Ülkesi"…
Bu durumdan dolayı Türkiye'nin kurucusu çok memnundu. Ama o dönem Türkiye'nin tek üniversitesi olan Darülfünun'un bahçesinde fotoğraf çektirmek isteyen bir grup öğrenciye fotoğraf çektirmenin günah olduğunu söyleyen hocalar, memnun değildi.
Ülkemize sığınanlar arasında kimler yoktu ki!
Radarın mucidi ve aynı zamanda nanoteknolojinin de babası olarak bilinen Von Hippel,
Nobel kimya ödülüne aday Fritz Arndt,
İzafiyet teorisini ilk doğrulayan Finlay Freundlich,
Dünya çapında otorite Matematikçi Von Mises,
Manyas Kuş Cenneti'ni bulan zoolog Curt Kosswig,
Ve daha niceleri…
Tamı tamına 300 bilim adamı.
Aileleri ve asistanları ile beraber 1000 kişi.
Gelenler arasında, savaş sonrası “dünyayı yöneten” on kişiden biri olacak olan ünlü iktisatçı Ernst Reuter'i saymıyorum bile.
Ama Atatürk durmuyordu.
Harf devrimine ve türlü inkılaplarına destek vermediği gibi üstüne üstlük muhalif olan Darülfünun hocalarına inat, Hitler'in tehlikeli asistini tarihi bir gole çevirmeye niyetliydi
Toplama kamplarındaki bilim adamlarını da kurtarıp getirdi.
Şaka değil. Toplama kampından adam çıkardı…
Hatta onlardan biri, Kantorowicz, Türkiye'yi ziyaret eden İran Şahına diş protezi yapacaktı.
Ve Darülfünun kapatıldı.
İstanbul Üniversitesi açıldı.
Hocaların ciddi bir kısmı tasfiye edildi.
Artık beş eğitimciden biri Alman bilim adamı idi.
Dünya artık dönemin en iyi Alman(!) üniversitesini konuşuyordu.
Durum, Hitler'in kafasına dank edince en sadık adamlarından Scurla'yı İstanbul'a gönderdi.
Scurla, "Bunları bize geri verin. Yerlerine daha iyilerini gönderelim" dedi.
Bunları dediği dönemin Milli Eğitim Bakanı ise o sırada tavanı izliyordu.
Scurla, Almanya'ya tıpış tıpış döndü.
Vizyonu bugünkünden çok daha ileri olan Atatürk Türkiyesi, bu bilim adamlarına başbakandan dahi fazla maaş veriyordu. Hem de milletvekillerinin cebinden…
Gelen bilim adamlarından Dobretsberger, "Biz burada tamamen Türkleştik. Yeni bir anavatan bulduk. Bir kez daha askerlik yapmam icap etse, bunu Türk ordusunda yapardım.” dedi ve bu beyanından dolayı kendisi, karısı ve kızı Alman vatandaşlığından çıkartıldılar.
Fritz Arndt bir gün sınıfa ağlayarak geldi ve "Bugün ders yapamayacağım çünkü Atatürk ölmüş; Almanya’da bile bu kadar büyük bir insan ölmedi” dediği sırada bütün sınıf ağlıyordu.
2019 yılında ise, Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan'da, bir çocuğumuzun hayali Alman vatandaşı olabilmekti