tuzzluk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
%8-12 arası organizasyon ücreti ile banka faizinin arasındaki fark nedir ? Banka yıllık %8 organizasyon ücreti ile 300 bin lira verse aynı kapıya mı çıkar sizin için ? Çünkü temelde bu tür firmalar da kendi içlerinde kredilendirme yaparak size finansman sağlıyorlar.

Türkiye'deki otomobil piyasasını herkes biliyor. Konuyu çok uzatmaya gerek yok, 2015 model 0 km Renault Clio 1,2 Joy fiyatı 44 bin TL iken aynı aracın 2019 modeli 80 bin TL olmuş. 4 yılda dediğim şekilde neredeyse %100 zamlanmış. Yani öyle 6 aylık döviz değişimine göre konuşmuyorum. Kaynaklarını da ekledim dileyen açsın baksın. Bu diğer markalarda da benzer şekilde. 2016 yılında 41 bin liraya 2. el aldığım Megane model aracı geçen ay 75 bin liraya sattım. Yan otomobil piyasası öyle sizin hayal ettiğiniz gibi değil.

https://otopark.com/2015/09/05/renau...fiyat-listesi/
https://www.renault.com.tr/fiyat-lis...t-listesi.html

Kumarda kaybeden olur ama kurada olmaz diyorsunuz. Doğrudur, kurada doğrudan kayıp yok ancak verdiğim örnekteki gibi yarım altın parası ile kuraya girip para size çıktığında ancak çeyrek altına yetiyor olması net olarak maddi kayıptır ve bunun olup olmayacağını bilmeden kuraya giriyorsunuz. Bunun kumardan çok farkı yok.

Ayrıca 1 lira borç verip 1,5 lira almak yerine 1 lirayı mal olarak vermek niyet ve eylem açısından tamamen aynı. Siz farklı olarak görmek istiyorsunuz ancak firmanın sizden 1,5 lira alıp 1 lirayı size vermek yerine araba aldığınız kişiye vermesi basit dediğiniz kuralların etrafından dolanmak oluyor.

Uzun açıklamanıza saygı duyuyorum, bana göre de sizin cevaplarınızda hatalı birçok konu var. Benim amacım firmaları ve sistemi kötülemek değil. Bu sistemin ilk çıktığı dönem 90'lı yıllarda istanbul gaziosmanpaşa'da emin otomotiv vardı. Oradan kura ile bir Tofaş kartal otomobil almıştık. Şimdiki eminevim firması muhtemelen. O yıllarda taşıt kredisi olmadığından ve kura çıksa da çıkmasa da ödemenin sabit olmasından dolayı çok uygun bir seçenekti ve kendi istediğiniz aracı değil firmanın sattığı 0 km aracı alıyordunuz. Yani bu sistemler yeni değil. Memnun olan olmayan çok fazla vardır. Ancak objektif bir karşılaştırma yapınca ekonomik olarak karlı olmadığını ifade etmek istedim. Bu dezavantajı da "faiz" kavramını ortadan kaldırarak kapatmaya çalışıyorlar ancak yapılan işin bana göre faizden farklı yanı sadece kavramların farklı olması. Yine de herkes kendi inancı ve vicdanına göre karar verir. Ben kendi görüşümü ortaya attım. Saygılar.
Bakın sevgili kardeşim, onunla bunun arasında ne fark var diyorsunuz. Ben dini açıdan konuşuyorum, fark dini açıdandır, size göre bana göre değil. Konunun içine din giriyorsa bana göresi olmaz. Ya konuya din perspektifinden bakmazsınız ya da baktığınızda "bana göre aslında şöyledir" diyemezsiniz. Enerjinin formulü mc2 ise bana göre mc3 diyemezsiniz, bilmem antabiliyor muyum. Sürtünmenin formülü k.N ise JB diyemezsiniz. Faizin 70 çeşidi vardır, hiçbiri bir malın satışında baştan belirlenmiş sabit bir hizmet bedeli almak değildir. Yani fark ne denmesi için birbirine banzemesi lazım. Benzerlik bile yok arada. Hizmet bedelini ancak faizli sistemlerdeki dosya vs masraflarıyla kıyaslayabilirsiniz. Faiz ile nasıl alaka kurabilirsiniz ki? Faiz ile benzerliği ancak kâr payı sistemi ile kurabilirsiniz, o da uygulayanların oranlardaki seviye benzerliğinden dolayı. Bir sistemde mal alımı bahane edilerek para alıp karşılığında daha fazla bir para ödeniyor, bir sistemde ise mal alınıp size satılıyor.

Ayrıca not düşmek istiyorum, otomobil piyasası ya da genel olarak piyasayla ilgili hayallerim yok, ama Türkiye'nin genel durumu sizin dediğiniz gibi değildir diye özellikle üğstüne basarak yazmıştım, bu geçici bir durumdur. Aksi durumda o 41bin liralık arabanın 9 sene evvel 1.000 lira falan olması gerekirdi. Sizi ivme takibine davet ediyorum, ekonomi ya da piyasa hakkında ders verecek değilim, haddim de değil ama sizi tavsiyeleriniz hakkında önce gözlem yapmanıza davet edebilirim. Piyasa öyle bir piyasa değil. Siz bundan sonra piyasanın hep böyle olacağını, her sene doların %50 yükseleceğini (kura çıktığında dolar 1 milyon falan our o durumda), her sene sıfır ve ikinci el oto fiyatlarının böyle artacağını söylüyorsanız bu bir gerçeklik değil iddia olur. Umarım ne demek istediğimi doğru ifade edebiliyorumdur. Şu anda 10 senelik 20 senelik borçlanmalar olabilmesi zaten bunun karşılanabiliyor olmasından kaynaklanıyor, yoksa ne kadar isteseniz de sizi kimse 10 sene borçlandırmaz.

Konuyu çok dağıtmak istemiyorum, bu detaylar hakkında başka mesaj yazmayacağım. Konunun anlaşılması için buralara dağılmak zorunda kaldık ama aslına dönersek;
Hizmet bedeli başta alınan sabit, belirlenmiş, tek seferde ödenip biten ya da kolaylık olarak taksitlendirilebilen bir tutar. Faiz ile ne farkı var dediğinizde bunun cevabı verilemez, çünkü hiçbir benzerliği yok ki farklarından bahsedilsin. Bu tamamen konudan uzak bir soru. Uygulamada bakarsak sorunuza, %8-12 hizmet bedeli vermekle yıllık %8 organizasyon ücreti adı altında faiz alınmış olsa demişsiniz... Yani sizin konuyla uzaktan yakından alakanız yok sevgili kardeşim. Bankaların aldığı faiz aylık 1,5-2,5 arası, yıllık 8 olsun önemli değil (Türkiye Cumhuriyet tarhinde bu oran görülmedi), bu ilan edilen basit faizdir bir defa, gerçekleşen rakam o değildir. Gerçekleşen rakamları yıllık maliyet oranlarını inceleyerek görebilirsiniz. Aylık 1,5 faizle siz 300.000 lirayı 10 senede 700-750bin lira olarak falan ödersiniz, belki daha fazla (hesabı herhangi bir bankanın kredi hesap aracından yaparsınız)... Bu organizasyonlarda ise ödeyeceğiniz yaklaşık 30.000 lira organizasyon ücreti dışında bir şey yok, o bedel hariç ödediğini para toplam 300.000 lira yani, 300.001 lira değil.

Kur'a sistemiyle kredi sistemini kumar açısından karşılaştırmak da tamamen konuya uzak olmanızdan kaynaklanıyor. Çünkü kur'a sisteminde malı alana kadar sistemde paranız vardır, para sizindir, dilediğinizde çıkabilirsiniz, kredi sisteminde size satılan zaten para olduğu için ilk günden borçlusunuzdur ve amortize şekilde faiz ve ana parayı geri ödemektesinizdir, çıkarken borcunuzu her durumda ödemek zorundasınız, her durumda kullanım sebebiyle kaybınız var. Kayıp konusunda ihtimal yok, kesinlik var. Şöyle olursa, böyle olursa derseniz hiçbir meselenin içinden çıkamazsınız, bir olayın içinde olasılıklar (riskler) tecrübe edilen ya da varsayılan kurallara göre hesaplanır. Burada olay kumarla yakınlığı değil, sizin o riski alıp almayacağınızdır. Ölümden korktuğu için evden çıkmayan hastalar var, onlar içinde kapıdan çıkmak bir risk. Normal hayatta ise ölüm riski sosyal yaşama mani değil. Yani bu referansları zayıf kişisel yorumlarla gerçeklikleri birbirne çok fazla karıştırmamak lazım. Mesele bir konuda sadece haklı çııkmak olmamalı, gayret bunun üzerine olmamalı. Görüşlerin tutarlı referansları olmalı, tutarlılık "bana göre" ile olmaz, o zaman o görüşler tartışılabilir olmuyor.

Tekrar ediyorum, ben ne firmaları onaylar takdir ederim, ne şu firma doğru bir iş yapıyor derim. Bunlar hayır kurumu değil, ticaret yapan firmalardır. Genel olarak bu sistem üzerine yazdım ve sistemi dini açıdan uygulanabilir yönü üzerinden ele aldım. Orada firma bir adımda olmayacak bir şey yapar, mesela vazgeçersen paranı geri vermem der, o iş din dairesinin dışına çıkar, ben bunları bilemem. Kâr payı ile işlem yapan bankalar için de aynı şey söz konsu. İşin bir dini boyutu vardır, ona uygun yapan işini dine uygun yapmış olur, ona uygun yapmayan, adı İslam Finans, Müslüman Bank da olsa fayda etmez.