Birevim vs isim konuşmak istemiyrum, çünkü beni firmalar bağlamaz, bugün doğru iş yapar yarın yanlış iş; bilemem. Aama bunların sisteminin sizin dediğiniz ile alakası yok. Sadece sabit bir organizasyon bedeli alıyorlar, %8-12 arası bir şeydi, incelemiştim, çok da arkadaşlarım ev aldı. Mesela 300.000 liraya 30.000 lira gibi. Bunu da isterseniz taksitle ödüyorsunuz. Girdiğiniz gruba göre 100-150 ay vade yapıyorsunuz, ödediğiniz ekstra para sadece bu %8-12 arası olan organizasyon ücreti.
Sizin dediğiniz kıyas katılım bankaları ile konvansiyonel bankalar arasında yapılabilir. Faiz oranları ile katılım payı oranları birbirine yakın, hatta kimi zaman katılım payı oranları daha yüksek. Bu tartışılabilir. Ama neticede konun dine göre olması üzerinden konuşuluyorsa, dine uygun şekilde yapılan iş uygundur, uygun şekilde yapılmayan iş uygun değildir. Mali tablonun genel toplam kısmı bunu belirlemez.
Din diyor ki, sen bir malı 1 liradan alıp vadeli olarak 1,5 liraya satabilirsin ama 1 lira borç verip 1,5 lira alamazsın. Şimdi, bu katılım bankası size para veriyosa faiz işlemi yapıyor demektir (yapanları oldu zamanında, bizzat bana teklif eden oldu), yok para vermiyor da o evin arabanın parasını satıcının hesabına yatırıyorsa, size vadeli satıyorsa, bu dinde caizdir. Kurallar basit.
Yine bu satın alma organizasyolarına dönersek, bugün 300.000 liralık ev almak için sisteme girdiniz ve kura size çıktığında artık baktığınız 300.000 liralık evler 400.000 lira olmuş... Olabilir, 300.000 liranız birikti, siz 100.000 daha bulacaksınız. Oysa o 300.000 yoktu ve her an kura çıkma ihtimaline karşılık aksatmadan ödediğiniz için başka şekilde biriktirmezdiniz de.
Bu sistemler, satın almaya kadar gidenleri hep memnun etti. Yarı yolda vazgeçenlerin ise -ki olabilir, hür iradedir, imkan meselesidir- bazıları bu sistemlerden çıkış şartları hakkaniyetli kurulmayan firmalardan şikayet etti, mağdur oldu, pişam oldu. Her vazgeçen için ya da her firma için de geçerli değil. Bu şekilde 10 civarında organizasyon biliyorum ben ulusal çapta çalışan, belki daha fazla vardır. Yeni bir iş değil, bugün çıkmış yarını meçhul bir sistem gibi düşünmek anlamsız olur.
Herkes hesabını kitabını iyi yapmalı. Dediğiniz gibi kura en son bana çıksan o zaman bu niyet ettiğim şeyi alabilecek miyim diye düşünmeli tabii. Bu da çok uzun vadelerde düşünülecek bir şey. Yoksa istisnai durumlar dışında hiçbir araba 15 ayda %30 prim yapamaz, 45binlik araba 1,5 sene bile olmadan 60bine çıkamaz. Türkiye'de kalıcı olarak öyle bir piyasa yok, o zaman 45binlik araba 30 ayda 80 bine, 48 ayda 105bine çıkması gerekirdi... 30.000 liralık araba 4 senede 100.000 lirayı geçecek ha? O hesaplar öyle değil yani. 6 ayda döviz vesair enflasyon fırladı diye hayattan soğutmayalım insanları olur mu? Ondan evvel de bu ülkede yaşıyorduk biz.
Ha bir not daha, konunun kumarla da uzaktan yakından alakası yok. Kumarda kaybeden taraf olur, kurada ise sadece teslim önceliği belirleniyor, ona göre de aylık ödemeler değişiyor.
Karşılıklı tartışma olması için değil ama mesajınızda çok fazla yanlış tesbitler olması sebebiyle, başta siz olmak üzere bilmeyenleri bilgilendirme amacıyla yazıdm. Bilince fikir yürütmesi daha isabetli olur.
%8-12 arası organizasyon ücreti ile banka faizinin arasındaki fark nedir ? Banka yıllık %8 organizasyon ücreti ile 300 bin lira verse aynı kapıya mı çıkar sizin için ? Çünkü temelde bu tür firmalar da kendi içlerinde kredilendirme yaparak size finansman sağlıyorlar.
Türkiye'deki otomobil piyasasını herkes biliyor. Konuyu çok uzatmaya gerek yok, 2015 model 0 km Renault Clio 1,2 Joy fiyatı 44 bin TL iken aynı aracın 2019 modeli 80 bin TL olmuş. 4 yılda dediğim şekilde neredeyse %100 zamlanmış. Yani öyle 6 aylık döviz değişimine göre konuşmuyorum. Kaynaklarını da ekledim dileyen açsın baksın. Bu diğer markalarda da benzer şekilde. 2016 yılında 41 bin liraya 2. el aldığım Megane model aracı geçen ay 75 bin liraya sattım. Yan otomobil piyasası öyle sizin hayal ettiğiniz gibi değil.
https://otopark.com/2015/09/05/renau...fiyat-listesi/ https://www.renault.com.tr/fiyat-lis...t-listesi.html
Kumarda kaybeden olur ama kurada olmaz diyorsunuz. Doğrudur, kurada doğrudan kayıp yok ancak verdiğim örnekteki gibi yarım altın parası ile kuraya girip para size çıktığında ancak çeyrek altına yetiyor olması net olarak maddi kayıptır ve bunun olup olmayacağını bilmeden kuraya giriyorsunuz. Bunun kumardan çok farkı yok.
Ayrıca 1 lira borç verip 1,5 lira almak yerine 1 lirayı mal olarak vermek niyet ve eylem açısından tamamen aynı. Siz farklı olarak görmek istiyorsunuz ancak firmanın sizden 1,5 lira alıp 1 lirayı size vermek yerine araba aldığınız kişiye vermesi basit dediğiniz kuralların etrafından dolanmak oluyor.
Uzun açıklamanıza saygı duyuyorum, bana göre de sizin cevaplarınızda hatalı birçok konu var. Benim amacım firmaları ve sistemi kötülemek değil. Bu sistemin ilk çıktığı dönem 90'lı yıllarda istanbul gaziosmanpaşa'da emin otomotiv vardı. Oradan kura ile bir Tofaş kartal otomobil almıştık. Şimdiki eminevim firması muhtemelen. O yıllarda taşıt kredisi olmadığından ve kura çıksa da çıkmasa da ödemenin sabit olmasından dolayı çok uygun bir seçenekti ve kendi istediğiniz aracı değil firmanın sattığı 0 km aracı alıyordunuz. Yani bu sistemler yeni değil. Memnun olan olmayan çok fazla vardır. Ancak objektif bir karşılaştırma yapınca ekonomik olarak karlı olmadığını ifade etmek istedim. Bu dezavantajı da "faiz" kavramını ortadan kaldırarak kapatmaya çalışıyorlar ancak yapılan işin bana göre faizden farklı yanı sadece kavramların farklı olması. Yine de herkes kendi inancı ve vicdanına göre karar verir. Ben kendi görüşümü ortaya attım. Saygılar.