Irkçılığa karşıyım. Suriyelilerin çoğunluğu eğitim seviyesi düşük insanlar. Gelen kişi sayısı da az değil. Ancak bu ülkeye sadece dışarıdan gelen Suriyeli mülteciler zarar vermiyor. Genel olarak Türkiye'nin uzun süreli konaklama izni konusunda tüm milliyetlere karşı kurallarını katı belirlemesi gerektiğine ve faydalılık esasına dayalı bir izin protokolü uygulanması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda örnek ülkeler mevcut. Diploması olmayanı turistik faaliyet için bile almayan ülkeler var.

Özellikle Suriyeliler konusuna değinmemiz gerekirse de; bir iç savaş ortamı var. İç savaş, normal savaşlar gibi değildir. Suriye toprakları sadece iç savaş ile de değil bunun getirisi olarak terörist gruplarla da ayrılmış durumda. Farklı ülkelerinde sahada olduğunu düşünürsek, kim kime dum duma. Farklı siyasi görüşlerde olsak da çok şükür bir arada yaşamayı az çok bilen bir toplumuz. Fark etmesekte sabah çıkıp ekmek aldığımız bakkal, taksisine bindiğimiz adam, dükkanından alışveriş yaptığımız tüccarlar, çok sevdiğimiz kapı komşumuz, akrabalarımız ve daha bir çok noktada karşı karşıya geldiğimiz farklı görüşlerden olan ancak görüşünü dahi bilmediğimiz insanlar var. Bunlarla çatışmak zorunda kaldığınızı düşünün? Allah göstermesin. O açıdan iç savaşın dinamikleri çok farklıdır. Diyemem ki; kadınları çocukları alın, erkekler savaşsın ya da kadın çocuk herkes savaşsın bize ne, burada savaşacakları düşman net değil. Kimle savaşacaklar? Devletle mi, devlet karşıtı güçlerle mi, teröristlerle mi, aşiretlerle mi? A tarafına geçseler, B tarafında yıllarca bir arada yaşadıkları insanlarla karşılaşacaklar.

İnsani boyuttan baktığımda gelsinler buyursunlar. Ancak bu onları hayatımızın içine alalım anlamına gelmiyor. Çadır kentlerde konaklamaları gerekiyor, izole alanlarda. Bunu insanlık dışı bir görüş olarak görmeyin. Gayet mantığa dayanır bir açıklaması mevcut. O da şu ki; bu insanları ülkemize en temel insani hakları ihlal edildiği için almalıyız; yaşama hakkı. Yaşama hakkı tehlikede olan bir insanın, hayatını kurtarıp, ona yaşama hakkını koruyabileceği bir hürriyet bahşetmişsek, geri kalan eğitim, çalışma, konaklama haklarının sorumluluğuna gireceğiz anlamına gelmez. Bunların vebali kendi devletinin boynunadır. Bir kaç bin kişi olsa neyse 3 milyon nüfustan bahsediyoruz. Bu toplumda haksızlıklara neden oluyor. Açılan yabancı öğrenci kontenjanlarının neredeyse tamamına yakınını Suriyeliler doldurabiliyor. İşin kötü yanı bu insanlar bizim eğitim sistemimizle adapte olamazlar, olamıyorlar. Çünkü adamın Farsça - Arapça karışık bir dili var ve Latin alfabesini kullanmıyor. En basit uyumsuzluk buradan başlar, işin ahlaki boyutuna kadar dayanır.

Bir kere çok saygısızlar, ben düşünüyorum, bir sığınmacı olsam bir ülkede, o ülkeye adapte olmaya çalışır, o ülkenin insanlarından, ortamından çekinirim. Onlar ise zaten ülke kendilerininmiş gibi istedikleri gibi hareket ediyor, kendi vatandaşımıza saygısız davranışlarda bulunuyorlar. Kavga, yaralama olayları zaten ayrı bir konu. Mesela ben sığındım bir ülkeye, o ülkede işletme açtım, bu çok güzel bir davranıştır. Ancak tutup o işletmenin tabelasını o ülke insanlarının anlayamayacağı şekilde kendi dilimde yapmam, bu benim amacımın farklılığını gösterir. Bu beni rahatsız eder. Yaşadığım şehirde adamların resmen kendi mahalleleri var. Kolonileştiler resmen, o sokağa girdiğinizde size sokak boyu öyle bir bakıyorlar ki, ben bu insanlardan rahatsız olmuyorum diyeni alıp, o sokaktan bir kere geçirmeniz yeterlidir.

Bunların yanı sıra gerçekten tahsilli, Türkçeyi ana dili gibi konuşan, sevecen, sıcakkanlı insanları da mevcut. Ama bunların sayısı çok azınlıktadır. Bana kalırsa Türkiye genel olarak yabancı vatandaş politikalarını sertleştirmeli, zorlaştırmalıdır. Bizim eğitimli insanlara ihtiyacımız var. Ülkeye yarar sağlayacak insanlara ihtiyacımız var. İnsaniyetse mesele, açılsın çadır kentler, korunaklı alanlar, orada diledikleri gibi yaşasınlar ama bizim hayatımızın içine girip, bize rahatsızlık verecek hareketlerde bulunması şahsen kanıma dokunuyor. Bu kana dokunmalar bir toplum için çok tehlikeli şeyler. Ülkeye insanları çok kolay alabilirsiniz, vaadetler verin, eğitim vaadetin, para vaadedin tüm ülkelerden akın akın gelirler. Ama gelenlerin hepsi vasıfsız olacaktır. Sonrasında bu insanları ülkeden çıkartmak ise anketler açmak kadar basit olmayacaktır. Defolun gidin dediğiniz, asker zoru kullandığınız anda dünya Türkiye bunlara kucak açmıştı demeyecek, hangi ülke olursa olsun, yapılan iyiliği değil, o andan itibaren o ülkenin sınır dışı etme politikasını eleştirirler. Bu eleştiriler ekonomi ve dış politikada ülkenin zararı için fırsat kollayanların ekmeğine yağ sürer.