Amerika'da sokaktan bir adam çevirip past perfect tense ile past perfect tense contionous un farkını sorun.
Ya da Türkiye'de yolda adamları çevirin 3 tane edat söylemelerini ya da zarf fiilin ne olduğunu sorun.
Doğru düzgün yanıt veren adam sayısı %5 falan ancak çıkar.
Ama siz bu adamlara türkçe soru soruyorsunuz ya da ingilizce ve adam edatın ne olduğunu bilmeden size yanıt verebiliyor.
Nasıl oluyor bu iş?
Demek ki asıl lazım olan gramer bilgisi değil.
Asıl lazım olan kalıplar.
Diller kalıplardan oluşur.
Bir bebek önce isimleri, sonra sıfatları, sonra zarfları öğrenmez.
Bir bebek kalıpları öğrenerek başlar; "baba", "mama", "su", "al", "ver", sonra ilerletir; "bunu ver", "mama ver", "su ver", "hemen su ver", "baba hemen bana su ver" diye kalıpları geliştirir.
Sonra yeterli kalıp öğrenince bunları cümlelere çevirir.
Siz de kelime değil kalıp ezberleyerek başlayın.
İhtiyacınız olan sık kullanacağınız kalıpları ezberleyerek başlayın.
Bir gün o kadar çok kalıp ezberlersiniz ki gramer bilmeseniz bile o gramere uygun konuşursunuz.
Lakin ingilizce fransızca gibi diller okundukları gibi yazılmazlar.
Kalıpları ezberlerken yazılışları ile beraber ezberleyin.
Yoksa okuma yazması olmayan ama ingilizce bilen bir adam olursunuz.