Öyle bir hakkı olsaydı baba çocuğu yerine veya bir başkası yerine oy kullanabilirdi böyle bir hakkı da olurdu. Önemli olan da hangi partiye oy verildiği değildir hangi partinin kazanacağı değildir. Önemli olan çocuğunun özgürce tarafsızca ve etki altında kalmadan kendi iradesiyle oy kullanabilmesi.
Babasının en başta bunu öğretmesi gerekiyorken bu hakkını elinden almak onun iradesini yok saymasını istemek babanın çocuğuna yapabileceği en büyük kötülüktür ve kötülüğün küçüğü büyüğü olmaz. Partiler hakkında doğru bildiklerini konuşabilir sebeplerini tartışabilir ama şu partiye oy ver demenin mantığı yoktur. Babası ölünce oğlu bu sefer başkalarının iradesiyle iş yapmaya alışabilir.
Mesele zaten oy vermek değil hür iradeyi ortaya koyabilmek. Memleketin kaderi zorbalıkla tayin edilemez. X partisi en doğrusu olsa bile yanlış iş yapılarak doğru karara ulaşılmış olunmaz. Bunun hile yapılarak kazanmaktan farkı da yoktur. Hile yaparak kazanmanın doğru olduğuna inanıyor vicdanı ve aklı bunu onaylıyorsa çocuğunun üzerindeki hakkı da hileyle elde etmiştir. Hakkını bu kadar kolayca harcayabiliyorsa böyle bir hakkın zaten değerinin olduğunu söylemek çok zor.
Benim babam çok baskıcıydı zaten herkeste öyle söylemez mi. Konuşacağım kişilere bile kendisi karar verir yani etkisi olsun ister tasvip etmediği arkadaşlarım olur. Lakin oy verme kararında aklından bile böyle bir şey geçirmemiştir. İkisi arasında ne fark var diyeceksinizdir işte bu yüzden bu örneği verdim. Benim babamın eşi benzeri yokken o baba nasılmış ki benim babamın istemediği şeyi isteyebiliyor. Ağızdan çıkabilir örneğini de gördüm fakat baskı kurması zorlaması devamlı diretmesi varsa çok yanlış.