Yani ?
İşin iç yüzü, işi doğru yapmaya engel değil ki. İşin iç yüzüne göre karar vereceksek diğer taraftaki adam da hasta, yaralı.
-112'yi hariç tutarak yazıyorum, hiç tecrübe etmedim- Şahsen pahalı özel hastaneler hariç özel/devlet her türlü hastanede hemşire veya görevlilerden adeta yalvararak bilgi ve hizmet alıyorum. Randevu vermişler doktor yok, soruyorsun gelecek diyor, ne zaman ? belli değil. İşlem yapılacak bilgi yok. Zaten herşeyi vatandaşa yaptırmak moda olmuş, al bunu alt katta bilmem ne odasına götür. Oldu ! başka ? En son eşimi özel hastaneye götürdüm, serum takılacak, elime kağıt tutuşturdu "git depodan serum al" dedi hemşire. Çok da sakin biriyimdir ama artık nasıl tepki verdiysem şefleri midir sorumlu mudur o getirdi serumu. Şimdi konuyu uzatmaya gerek yok, herkes hastanelerde böyle mağdur olduğu günü yazsa forum kilitlenir eminim.
O yüzden işin iç yüzü falan boş, maalesef Türkiye'de sırtını kamu kaynaklarına dayayıp elinde yaptırım gücü olan herkes kral sanıyor kendini. Lafı isteyen üstüne alır isteyen meclisten dışarı atar. Nasıl ki her hasta aynı derecede sorunlu değilse her hemşire de aynı derecede kibirli değildir. Bu yüzden belki 100 kişide 3 tane olan vakayı genelleyip "siz bizim ne çektiğimizi biliyor musunuz" demek anlamsız.
Sağlık bakanlığı 8 aydır personel almıyor. Hastaneler çok ve büyüklerden Allah razı olsun hastane açmaya devam ediyorlar lafım yok. Ancak personel alımı olmadığı için 3-4 kişilik işi tek kişi yapıyor.
Ortalama bir hastane aciline 24 saatlik başvuru sayısı 500 civarı olduğu için de haliyle bu tarz olaylar olabiliyor.
Gelelim özel hastanelerin neden böyle olduğuna; burada da patronlar çıkıyor karşımıza. Ne kadar az personel ile çarkı çevirirsem, kar mantığı ile yönetiliyor onlar da. Personele verilen ücret de asgari ücretin max 200 lira fazlasıdır. Önce personeli memnun etmek, arza göre personel almak/çalıştırmak gerekli.
Ondan sonra hizmeti görebiliriz.