Ömür, su gibi geçiyor. Her sabah yeniden hayata merhaba dediğimiz için sevinirken, aslında ömrümüzden giden bir güne seviniyor muşuz...Yıllar önce hayal meyal, dedemin peşinde bir çubuğa çivilenen kavonoz kapağını çevirirken, çamurdan öküz, araba, ev yaparken, daha doğrusu yapmaya çalıştığım o ilk zamanlarım aklıma geldi. 90'lardaki çocuk oluşumuzu, belkide o neslin şu hayattan son keyif alışlarına şahit olan şanslı bir nesildim. O eski insanlıklar, o eski bayramlar, o eski edep o eski büyüklere hürmet hep eskide kaldı. Anılarımızla birlikte...
Yaşlanıyoruz. Her gün buna sevinerek, belki de bilerek ama yinede sevinecek pek bişey bulamadığımızdan belki. Giderek gaddarlaşıyoruz eskiyi hatırlayarak ve artık eskisi gibi hayattan keyif almadığımızı anımsayarak... Fakat, eskiye hep yeniler eklenerek hep keyif alacak bir nedenlerimiz de oluyor.
Birken, iki olmak gibi, iki iken Elif'imin 3 kişilik minnacık bir aile olduğumuzun şükrünü ortaya koyduğu gibi

Rabbim, ailemle

, eşimle

çocugumla(larımla)

sevdiklerimle , ekmeğini yediğim, ailemi geçindirdiğim bu forumdaki dostlarımla

, sizlerle hayırla bir ömür sürecek bir hayat nasip etsin bana, içinde hayır olmayacaksa bir ömrün, hayatın ve nefes almanın da bir önemi kalmıyor aslında