Z Kuşağı etkisi en başta..
Her şeye diledikleri anda erişebilmiş bir kuşaktan bahsediyoruz..
Ben babama bir bisiklet aldıramamıştım senelerce... Takdir al, hepsi 5 gelsin karnenin alacam demişti mesela, tek bir dersim dört geri kalan hepsini 5 getirmiştim ama yine almamıştı hepsi beş gelmedi diye.. Aslında alacaktı ama o ara mahalleden bir çocuğa bisiklet sürerken araba çarpması ile bahanesi oldu almadı.. Bunu yeni mezun olan kuşağın çocukluk zamanlarında yapsaydınız çocuk babasına anasına küser, onlara asi olurdu.. Biz sineye çektik eyvallah dedik..
Bizim çocukluğumuz çamurun, toprağın içinde geçti, futbolu pes atalım diye değil, mahalle maçı yapalım diye oynardık..
Counter, PugG gibi oyunlar yerine, varsa paramız oyuncak silah , ki çoğu zaman ona ayıracak para olmazdı, yoksa da tahtalardan bıçakla silah şekli verip onlarla oynardık...
Şimdiki üniversite mezunu nesil herşeye o kadar hazırcı alıştı ki, zannediyor hemen üni bitince işim hazır.. Öyle bir dünya yok, o sokaklarda oynayan nesil insan ilişkilerini öğrendi, paylaşmayı öğrendi, koordinasyonu öğrendi...Şuan ailesinin gönderdiği parayla yetinemeyince iş bulup çalışmak yerine, eskortluk yapan bir sürü kız öğrenci var, neden? Çünkü günün 8-10 saatini harcayıp alacağı 50-100 lira yerine 2 saatte 400-500 lira kazanabiliyor o şekilde..
Ben üniversite okurken 2-3 günde bir uyuyabiliyordum, peder bana üniye başladığımda 200 lira gönderiyordu, 8 sene okudum o 200 lira 250 ye çıktı daha da artmadı

Ben de biliyorum ki benden ayrı evde 5 boğaz daha var, bu bile bana fazla normalde, onun için hiç çaktırmadan en iyi bildiğim işi, internet cafeciliği yaptım okul sonraları....O zamanlarda yurtdışında bir kız arkadaşım vardı, ailesi uyumadan konuşamıyorduk kızla,tabi o zamanlar böyle akıllı telefonlar nerde? renkli ekran telefon bile lüks

gündüz okula, okuldan sonra internet cafe işletiyordum, 12 gibi kapıyordum 1-2 saat de ailesinin uyumasını bekliyordum, sabah 6-7 ye kadar konuşup sonra da okula gidiyordum, sonra yine cafeye

artık halisülasyon görme derecesine gelince gidip uyuyordum.
Şimdiki nesil parasız hiç kalmadı, her sıkıştıklarında direk anne babalarından yardım aldılar.. O yaşlarda sıkışmayan, kendi çözümlerini üretemeyenlerden mezun olup da iş bulmalarını beklemek aptallık olur zaten...
Mesela cafeye bir adam geldi, cv çıkartıyor baktım cv kendisine ait değil, sohbet açtım konuyu cvlere getirdim..
Oğlu beyefendi evde oyun oynuyor, bilmem ne mühendisliğini bitirmiş, babası da ona iş bulmak için cv çıkarttırıp sağa sola veriyor.. Bu adam mühendis olsa ne yazar olmasa ne yazar?
Konuyu toparlayalım....
Çocuklarını el bebek gül bebek büyüten, bir dediğini iki etmeyen aileler yüzünden mezun olanlar iş bulamıyorlar..
İşsizlik denen olay çok az aslında ülkede arkadaşlar..
2 sene boyunca bir Bakanlığın saha işini yaptık, bu süreçte izmir'de iş görüşmesi yaptığım insan sayısı 5000 i bulmuştur.. Bu 5000'in 2000 civarını eğitime aldık, eğitimden geçenlerin sayısı da zaten 400 ü anca buldu.. kişilerin profillerini söyleyeyim sizlere;
Bize lazım olan minimum lise mezunu ve tablet kullanabilecek, sahada, yani sokaklarda gezip, tablet ile adresleri güncelleyecek insanlar..
Neymiş? masa başı iş arıyormuş diye bu 3000 kişi hiç eğitime katılmadı..
İyi de, sen kimsin? nesin ? ne gibi özelliklerin var ki ben seni ofise alayım?
Cv'si bir sürü eğitimle dolu ama daha excel kullanmasını bilmiyor ben ofis işi istiyorum diyor..
Aynı iş yerine ben 2 aylığına girmiştim, sonra başka bir işe başlayacaktım, boş durmayayım dedim (yeni nesil olsa 2 ay daha gezeyim der)
ilk hafta işimi yaparken gözlemledim kim ne iş yapıyor diye, 1. ay ofisin en çok iş çıkaranı oldum, 2. ay ofisin patrondan sonraki yetkilisi olan kız ayrıldı işten, orda 2-3 senedir çalışan elemanlar yerine patron beni başlarına koydu, 3. ay eskilerin hepsini kovdum yerlerine yenilerini aldım

Çünkü 2-3 senedir o iş yerinde çalışıp da 2-3 aylık personele nasıl yapılacağını soran birisi o iş yeri için zarardır. Patronla da kafamız uyuşunca tüm işleri bana bıraktı karışmadı, işe alınacak personel de işten çıkarılacak personel de benden onaysız alınmaz oldu...
Ben burada patrona yalakalık mı yaptım ? Aksine, benden habersiz personelle iletişime geçti veya benim verdiğim işi aksatmasına sebep oldu diye adamı dövmediğim kaldı, personelin ortasında birbirimize giriyorduk nerdeyse, ama kavgamız bitince oturur ertesi günün planlamasını yapardık.
Biz insan ilişkilerini, kişilik analizi yapmasını, iş bölümünü, yok olanın halinden anlamasını,kiminle nerde nasıl konuşulacağını,vs bir sürü şey ekleyebilirsiniz buna, hepsini yaşayarak öğrendik öğrencilik hayatımızın yanında... Ama yeni nesilde çok az bu olay.. Çalışacağı kurum onlara mecburmuş gibi davranıyorlar ve kurum da sen olmasan da bu iş yürür diyerek hiç deneme süresine bile tabi tutmuyor.