metehan777 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam sorunuz mükemmel. Öncelikle yorumunuz için teşekkür ediyorum.

"Ama sadece bahsettiğiniz bir iki seo gelişmesini uygulayarak; spam yapan, bilgi içermeyen, kullanıcıyı çıldırtan gazeteler nasıl üstte yer alıyor? Temel soru bu da değil, bu üst sıralarda yer alan gazeteler nasıl oluyor da "mükemmel kullanıcı deneyimi" sunan siteler olarak görülüyor Google tarafında?"

İçerik kısmından başlayalım. Eğer siz long tail hedefli bir içerik oluşturup girerseniz büyük sitelerle rekabet edebilirsiniz. Burada Google Trends'i efektif kullanmak daha mantıklı.

Her şeyden önce şöyle düşünelim. Dijital dünyada web sitesi sayısı sürekli olarak artıyor ve konu sayısı sınısız gibi olmasına biz Türkiye'deki webmaster'lar hep sınırlı kalıyoruz. "Abi diyet sitesi açalım, abi moda sitesi olsun, abi haber sitesi yapalım" Tamam da dikeyin ne? Hangi niche konuya yöneleceksin? Hep genel gidiyor ve birbirimizin rekabet alanını daraltıyoruz. Bizim peşimizden gelen bizi görüp aynı konuya yöneliyor, neden? Çünkü araması fazla. E ne oldu, aylık 100 bin aranması olan bir konu için dün 1000 site vardı, seneye 10 bin. Büyük haber siteleri olmasa da biz zaten kendi alanımızı daraltıyoruz. Serbest piyasa ekonomisi gibi düşünelim, büyük oyuncular her zaman varlar. Ama üzerine basa basa söylüyorum, Google'da her gün daha önce hiç aranmayan milyonlarca arama yapılıyor. Biz bunları yakalayabiliyor muyuz? Haber siteleri bırakın genel aramalara yönelsinler. Sonuçta büyükler, yatırımları ona göre. Bizim bu yatırımla onlarla bu konuda rekabet şansımız çok az.

Haber sitelerine gelelim hemen;

Şimdi hocam buna sadece bir iki SEO geliştirmesi dersek gol yeriz. PWA ve AMP üzerinden gidelim. İki teknoloji de Google'ın inanılmaz değer verdiği ve özen gösterdiği teknolojiler. Peki biz bunun neresindeyiz? Sitemize bunu uyguladık mı? Schema.org etiketlerimiz var mı? Featured snippet için H taglarını optimize ediyor muyuz?

Haber siteleri, her ne kadar 3 yıl öncesindeki payı kadar olmasa da, kendisi ile rekabet eden küçük sitelerin neredeyse tamamından daha fazla backlink'e, marka aramasına sahip. Google burada marka araması olan siteleri daha ön plana çıkarıyor. Hepsiburada.com'un aylık 5 milyon marka araması var. Bizim sitelerimizin var mı? Mynet, Ahrefs'e göre aylık 24 milyon aranıyor. Böyle bir arama varken, çöp diyebileceğimiz içerik dahi olsa Google güveniyor çünkü içerik sayısı, kullanıcıyı içerde tutma süresi, ortalama pageview değerli küçük sitelerin hepsinden daha fazla. Google bu durumda niye sizi ilk sırada göstersin ki? Google sadece ve sadece içerik kalitesine baksa emin olun siz de ilk sırada daha kısa sürede çıkabilirsiniz. Ama durum böyle değil.

Herrrrrrrrrşeyi geçtim, içerikleri güncelliyor muyuz? Bakın burası çok önemli. Yurt dışında büyük medya sitelerinde sadece geçmişe dönük, eskiyen bilgileri güncelleyen hatta bunlara long tail kelimeleri ekleyerek optimizasyon yapan departmanlar var. Bu adamlar gerçekten işlerini müthiş yapıyorlar ve 3 ay, 6 ay gibi sürelerde iki katı trafik elde ediyorlar. Biz bunu yapıyor muyuz? Search Console'a düzenli girip tek tek sayfalar hangi kelimelerde gösterim alıyor, hangi cihazda kaçıncı sırada bakıyor muyuz?

Son olarak reklam ve çöp içerik konusu. Bizim ülkemizdeki dijital haber okuyucularının profili yurt dışına göre çok farklı. Gerçekten farklı. Biz burada çöp içerik ve reklamlardan şikayet ediyoruz ya hani. Büyük medya sitelerinin okuyucuları ne yapıyor biliyor musunuz? İletişim kısmından reklamlardan bıktık diyip siteyi takip etmeye devam ediyorlar! Kaliteli içerik arayışında olan kitle sayısı daha az. Bundan ben de şikayetçiyim emin olun.

Ama 1 milyon kullanıcıyı ortaya koysak, reklam ve içerik kalitesinde düşük kullanıcı deneyimi sunsak dahi büyük sitelerde max %10 kitle platformdan vazgeçer, 900 bin devam eder. Bu da o haber sitesini ilk sırada tutan şey zaten. Kullanıcıların hepsi vazgeçerse metrikler birden düşeceği için büyük siteler üst sıralarda barınamazlar. Google'ın algoritması şu an "user-intent" merkezli gidiyor. Yani isyan edeceğimiz yer BÜYÜK HABER SİTELERİ değil BU PLATFORMLARI TERCİH EDEN KULLANICILARDIR.

Ne olursa olsun, hala Fenerbahçe - Başakşehir lig maçı hangi kanalda diye aratan bir kitle var ve bunun BeinSports'ta olduğunu yılllllllarca öğrenemediyse, hala gidip Sabah, Mynet'e tıklıyorsa bunun sorumlusu o kullanıcı. Sabah, Fanatik tabii ki bu kullanıcıya göre içerik üretecek buna biz karışamayız. Umarım açıklayabilmişimdir. Biz webmaster'ların Türkiye'deki "challange"ı Google değil kullanıcılar, bunu artık kabul edelim lütfen.

Konuya özel özet cümle: SORUN YAŞIYORSANIZ GOOGLE DEĞİL, KULLANICILAR SİTENİZİ TERCİH ETMİYOR. BU YÜZDEN REKABET EDEMİYORSUNUZ.
Öncelikle ben de size teşekkür ederim. Ek olarak ben de yazdıklarınızdan bir cümleyi ayırarak biraz yorum yapayım;

"Son olarak reklam ve çöp içerik konusu. Bizim ülkemizdeki dijital haber okuyucularının profili yurt dışına göre çok farklı. Gerçekten farklı. Biz burada çöp içerik ve reklamlardan şikayet ediyoruz ya hani. Büyük medya sitelerinin okuyucuları ne yapıyor biliyor musunuz? İletişim kısmından reklamlardan bıktık diyip siteyi takip etmeye devam ediyorlar! Kaliteli içerik arayışında olan kitle sayısı daha az. Bundan ben de şikayetçiyim emin olun."

İşte sorunun tam da çekirdeğinde yer alan husus, belirttiğiniz üzere arama yapan kitle... Bunların sayısı çok olduğu için biz de Google'a çemkiriyoruz. Yani apartmanın önüne saçma sapan şekilde park eden, balkondan izmarit atan, çamurlu ayakla binaya giren apartman sakinlerine kızmak yerine, apartman yöneticisine kızıyoruz ve diyoruz ki; bak şunları yapanları uyar, şu şu cezaları ver... Ama yönetici diyor ki, o dairede oturan doktordur, şimdi ona bişey demek ayıp olur. Şu dairede oturan şuranın müdürüdür, şimdi onu uyarmak ters kaçar... Halbuki ben de bina sakiniyim o da...

Gelelim bizim ülkemizin kullanıcılarına. Evet, istediğimizi arama konusunda aşırı bilgisiz ve yeteneksiziz. O nedenle "emekliye 3 zam birden" şeklinde atılan bir haber başlığına ya da "dolar şaha kalktı" şeklindeki bir habere yüzde 99,9'umuz direkt atlıyoruz. Bunu aşmadığımız sürece(bakın ben böyle olmadığım halde kendimi de kattım bu kitleye, ayıp olmasın) ne kadar kaliteli içerik üretsek de para etmez. İşte bu nedenle, bu kitlenin direkt tık atacağı şekilde, etik olmasa dahi gerekli reklam yerleşimlerinin tamamının mübah olduğunu düşünüyorum. Ben yapıyor muyum, hayır. Ama böyle yapılmalı, yoksa gelir elde etmek hakikaten zor. Bu nedenle reklam yumağına döndürülmüş sitelere artık eskisi gibi kızamıyorum.

Sonuç; yazılarını düzenli olarak güncelleyen bir webmaster olarak hak ettiğim noktayı elbette hiçbir zaman görmeyeceğim. Ama çalışmaya da devam edeceğim.