sana şu şekilde örneklemek istiyorum

1980 ve 90 larda tv lerde sürekli kara şimşek ile yapılacak yemekler - faydalarının yanı sıra ISPANAK tarifleri anlatıldı insanlara....
ama halkımız tembel olduğu için... o ıspanaklar nerde nasıl yetiştiğini bilmeden salli pati yıkayarak yemekler yapıldı... keratanında hoş yemekleri olur... ve geldiğimiz günde ülkemizde bol miktarda böbrek hastası var

artık devrimiz dijital çağ.
matbu gazete yerine tlf/pc dan okunan online gazeteler var.. insanlar tweet ler ile gündem değerlendirip siyaset yapıyor.. yalan doğru düşünmeden balooooonnnn haberler ile gündem yapıyor. sosyal medya denen şey hayata çok işlemiş ki insanlar misafirliklerini bile artık online yapıyorlar
neyse..
bu online gazete - dergi blog larda sürekli aynı gıda üzerine farklı haber var..
ben filitre kahve tiryakisiyim.. şeker tuz filan yok.. bazılarının tabiri ile hayatımın tadı tuzu yok. NET olarak herşeyi tadıyorum.
bu kahve üzerine.. tarçın üzerine her gün farklı haberler çıkıyor.
ya arkadaş.
dünyada en yararlı şey SU dur.. onun da düzensiz ve dengesiz olanı zararlıdır.

dDevlet Mahsülleri Ofisleri vardı. bilmez çoğunuz... 2-3 senede bir silolor kurtlanıp bozulmuş tahıl ürünleri çöp olurdu.. buna sebeb de tek alıcının devlet olması. Devlet Fabrika Kurup İş verecek zihniyetinin yan ürünü. dolayısı ile çiftçi tembelliğe alıştı. tek ürün ama oda ne çıkar ise.. borcunu ödeyemez ise bir sonraki seçimde gelecek olan nasılsa siler borcunu.. halen devam ediyor bu uygulama
sgk larda dr muayene etmeden ilk saniyelerde karar veriyor hangi ilacı yazması gerektiğini.. çünkü dolabında numune ilaçlar ve çantasında hediyeler var.
sgk dan alamazsın yazılanı.. yarısı ya yoktur.. yada dozajı düşüktür.
devlet memuru tanıdığın var ise o kendi adına yazdırır ve alır idi. yada yıllarca gider gelir idin
nasılsa kendi halkına hizmet etmeyi YÜK sanan insanlardan oluşuyoruz.
işi bilene değil akrabaya tanıdığa veriyoruz. o kazanırken elbet bizide görür

dr lar da böyle idi mühendisler de.
marmara depreminde 2-3 kişi mahkum oldu. erzincan depreminde kimse suçu kabul etmedi.
gece kondu evi yapıp altında kalan ailesi için feryad eden adam devletin ilgisizliğinden şikayet etti...

burada SUÇ BİZİM

biz yöneticilerimizi yönlendirdik.. onlar bizim çocuklarımız.
hakkımızı ahirete, suçsuzları hapislere bıraktık. çünkü suçlulara ne söz edebildik ne de söz edilmesine izin verdik

şuan yaşanan sorunlar ne 3 yıllık ne 50 nede 100 yıllık.
TEMBELİZ
birisi dürtmedikçe veya canımız yanmadıkça.. yani damdan düşmedikçe damdan düşenin halinden anlamıyoruz..çünkü anlamak istemiyoruz

selametle