Youtube geçenlerde yaptığı bir açıklama ile Youtube Premium’da (Eskiden Youtube Red’di) önemli değişiklikler olduğunu söyledi. Abonelik sisteminden uzaklaşıyorlar ve Premium içeriklerini herkese açıyorlar, tabi ki reklam göstererek. “ Abonelikler için herkes ödemeye istekli değil “ başlıklı bir makale yayımlandı. Makale içeriğine göre insanlar artan abonelik sistemlerinin bazılarını bir dur diyor.

Yurt dışında bir çok abonelik hizmeti mevcut ve Türkiye'ye de yavaş yavaş bu sistem entegre olmaya başladı. Fakat makale de bahsedilen olayın Youtube Premium ile ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Kendilerine uyan ve değerli olduklarını düşündükleri hemen her şeye para vereceklerine inanıyorum ve bunlar için uygun kredi kartları mevcut.
Aslında Premium 'daki sıkıntı, ücretli hizmetler kategorisine Youtube'un da bir şekilde girme çabası diyebiliriz. Youtube, ücretli hizmetler stratejisini herkesin yaptıklarının etrafında inşa etti ve çok büyük bir sorunu gözden kaçırdı. Taklit etmek bir ürün stratejisi olmamalıdır.

Bu tür taklit etmeler, özenmeler, benzemeye çalışmalar her iş kolunda görmemiz mümkün. Tasarımcılar, geliştiriciler, girişimciler, ortaya bir ürün çıkarmak isteyen herkes en iyi uygulamalara bakar, rekabeti ve sektörü analiz eder, öncü kuruluşa bakar ve kendi ürünün çıkarmak için diğer ürünleri kopyalar. Eğer biri bunda başarılı olduysa bende aynı şekilde başarılı olmalıyım diye düşünürüz genelde. Peki problem nerede başlıyor? Aslında tam olarak işlemiyor diyemeyiz ama kafanızdaki düşünce gibi de işlemiyor.
Youtube açısından buradaki gelişmeye bir bakalım. Video pazarının gelişimini izledi ve ortaya çıkan yüksek kaliteli içerik kısmında kendinin de yer alacağını fark etti. Youube Red adında bir platform oluşturdu ve yüksek kaliteli içeriğinizi buraya koyun, sizi izleyenler para ödeyip onlara özel içeriği izlemek isteyecekler diye düşündü. Bu düşünce Netflix, Amazon ve Hulu için çalıştı. (Youtube'da kendi klasmanında karşılaştırmak lazım şimdi BluTV filan koyamazsın bunların arasına)

Genel hatları ile baktığımız zaman Youtube haricindeki diğer sistemler daha önceden de paralıydı. Yani zaten bir abonelik sistemi içinde hali hazırda mevcuttu. Türkiye içinde örnekleri hali hazırda geçerli. Netflix için bakacak olursak, yüksek kalite görüntü kalitesi ve içerik sunmayı amaçlayan bir platform. Bizim için de BluTV aynı görevi üstleniyor diyebiliriz. Peki Hulu, Yurt dışında televizyonlar için abonelik sağlayan bir platform ki bizim Digiturk kapsamında sayabileceğimiz bir kuruluş. Kablolu TV dediğimiz sistem yurt dışında ücretli fakat belli bir sayıda kanal var. Hulu 'da ise hem kablolu tv kanalları hemde insanların istediği özel kanallar mevcut. Hal böyle olunca insanlar ikisine de para vermeye gerek duymadan Hulu satın alıyorlar.

Amazon kullanıcıları zaten abonelik ücreti ödüyorlar Prime için. Ödeme yaptıkları zaman Video abonelik hizmeti de alıyorlar aynı zamanda. Türkiye 'de olmayan bu sistem yurt dışında bir çok kullanıcısı mevcut. Amazon bir çok özelliği tek bir pakette sunduğu için bunu başardı diyebilirim. (Bunların için Twitch Aboneliği de dahil)
Baktığınız da bu 3 şirket aynı şeyi yapmış gibi duruyor. Temelde Dizi/Film izlemek için abonelik sistemi. Ama aslında şirketler kendi kullanıcısı için özelleştirdiği, kendi içerisinde çalışan Premium sistemini geliştirdi. Fakat Youtube bunu yapmadı. Youtube dediğiniz zaman kimsenin aklına kalite ve uzun içerikler gelmez. Kısa, basit ve genel olarak kalitesiz içerikler yer almaktadır ve izleyici portföyü bu şekilde gelişmiştir. Hiçbir zaman Netflix modeli olmayacaktır Youtube.

Taklit etmek bir çok nedenden dolayı çekici gelebilir. Kolaydır, bir şey düşünmezsiniz var olanı direk alırsınız. Bir yandan da riski bulacağınız bir fikre göre daha az riskli hissedersiniz çünkü daha önce test etmiş ve kazanmış bir uygulama var. Bu düşünceler genel anlamda yanıltıcı olmaktadır. Aslında taklit etmek daha fazla riskli bir uygulamadır.
Rakibinizin yaptığının aynısını yaparak tüketiciye hizmet sağlayabilirsiniz. Sizden önce hayata geçmiş bir kuruluş ile yarışmak isterseniz yapabileceğiniz en temel hareketlerden biri kar oranınızı azaltıp daha ucuzdan aynı ürünü satmak olacaktır. Bunu herhalde R10 platformundaki Grafik Tasarım, Makale gibi kategorilerinde görmek daha kolay diyebiliriz. Bu yöntem piyasaların kan revan içinde olması, kızıl bir denizde yaşam gibi benzetildiği için " Kırmızı okyanus " denilmiş.

W. Chain Kim ve Renee Mauborgne 2005 yılında çıkardıkları bir kitapta, yeterince anlamlı bir fark oluşturulduğunda rekabetten sıyrılıp kendini mavi okyanus sularında bulmanın mümkün olduğunu ileri sunmuşlardır. Oluşturulan bu yeni pazarda kendinizi lider konuma koyacak kadar zaman bulabilmeniz mümkündür. Bunu yapabilmek için tüketiciye daha önce hiç sunulmamış bir teklifle bulmanız gerekiyor.

Burada karşılaştığım bir örnek ile devam edeyim, Lokmata diye bir firma lokmaların içine çikolata doldurup üstüne de çikolata döküp satıyordu. Sektörde tek olan bu firmanın yükselişi ile birlikte önüne alınmayan bir lokma dükkanı ortaya çıkmaya başladı. Aynısı çiğ köfte, cafe, mısır gibi şeylere de olduğunu biliyorsunuz zaten.
Size birde Kırmızı ve Mavi okyanus örneği vereyim. Mobil bilgi yarışması platformundan sıyrılıp canlı olarak yapan HADİ bir mavi okyanus örneğidir. Kendilerini bilgi yarışma formatından ayırıp, bambaşka bir kategoride ciddi kullanıcı sayıları elde etti ve yaklaşık 2-3 ay sonra da taklitleri ortaya çıkmaya başladı. Ama kendilerini birinci sıraya ekleyecek başarıyı yakaladılar. Hadi'ye benzer uygulamaları yapmak kırmızı okyanusa doğru yol almaktır fakat, Hadi'nin sorularına cevap veren bir uygulama yapmak. İşte Hadi'nin açtığı yolda farklı bir kategori yaratarak kendi okyanusunu bulmaktır. (Bu forumdan birine ait olduğunu biliyorum Hadi.club/tahmin sitesinin). En büyük örneği de Onedio.
Bir ürünü taklit ettiğinizde kaçırdığınız fırsatları görmek yerine ürünü nasıl taklit edeceğinize odaklanıyorsunuz. Sizin için önemli olan nokta ürün oluyor ve siz rakiplerinizin müşterileri için değil, kendi müşterileriniz için bu ürünü inşa etmeniz gerek olduğunu göremiyorsunuz.

Başka yapılan yanlışlardan biri, bir iş modelinde taklit ettiğiniz ürünün başarısını belirleyememek. Abonelik sistemi için konuşursak, Netflix'in ne kadar abonesi olduğu bunlardan ne kadar kazandığını öğrenebilirsiniz. Ama genellikle taklit ederken insanlar daha küçük şeyleri kopyalamaya başlıyor. Onlara özgü tasarımları, yerleşimleri, stiller gibi küçük ayrıntıları. Bu yaptıklarının başarılı olup olmadığını ölçmeniz neredeyse imkansız.

Çoğu uygulamanın kullandığı arayüze bakarsanız neredeyse hepsi birbirine benziyor. Misal, Onedio tarzı bir dönem gerçekten patlama yaratmış ve clone siteler ortaya çıkıp çıkıp batıyordu. Testler, sorular, etkileşimli anketler gibi kendi tarzını yaratmış bir içerik kopyalanıp duruyordu.
Sonuç olarak, birilerini bilgilendirmek, pazarda neler olup bittiğini incelemek ve ilham almak istiyorsanız sektörün başındakilerin ne yaptıklarına bakabilirsiniz. Fakat onlar bunu başarıyor diye onları taklit etmenin tuzağına düşmeyin. Sizin için güçlü olanı geliştirmek ve bunu yoğunlaşmak, düşük riskli ve daha yüksek bir ödül getirecektir.