Gazi Pariste giydiği kıyafet konusunda nasıl komik duruma düştüğünü şöyle anlatır:
-Genç bir subayken, Birinci Dünya Savaşından önce, Osmanlı ordusunu temsilen Fransada yapılacak olan Picardi manevralarını izlemeye davet edilmiştik. İki arkadaştık. Avrupalı gibi giyinmek hevesiyle Galatadaki Trink mağazasına uğramış birer kat smokin ve başka sivil giysilerle birer melon şapka satın almıştık. Trenimiz Parise yaklaşırken biz de kompartımanımızda bu Avrupalı kıyafetleri giyinmiştik. Sırtımızda smokin, ayaklarımızda pırıl pırıl rugan iskarpinler ve başımızda fes taşımaya alışkın olmanın tesiriyle ta kaşlarımıza kadar inen melon şapkalarımız.
Atatürk bu komik halini anlatırken kendi kendisini alaya aldığını sofrada bulunanlar şöyle anlatıyordu:
-Kendisi de katıla katıla gülerdi. Atatürk o günleri anlatmaya şöyle devam ediyordu:
-O halimizle o sıralarda Fransada ateşemiliter olan Fethi (Okyar) Bey garda bizi karşıladı. Bize bakıp bakıp kıs kıs gülüyor, hem de:
-Bu ne hal yahu? Diyordu. Biz ise, ciddi ciddi:
-Parise medeni kıyafetle geldik işte diye cevap veriyorduk. Fethi Bey uzatmadı:
-Hemen bir otele gidelim de derhal soyunun
Sizi burada böyle görürlerse gülünç bulurlar. Bu yolculuk kıyafeti değildir dedi.
İşte o gece Türkiye Cumhuriyetinin resmi kıyafetinin frak olmasında karar kılınmıştır.
Hikmet Bil, Atatürkün Sofrası, İstanbul 1981, s. 105107.
Kaynak: Atatürkten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009