cmaffiliate adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Merhaba, FM çok sevdiğim bir oyundu. Gerçek hayatta teknik direktör olma gibi bir isteğim hiç olmadı ama bu konuda niyeti olanlar illaki olacaktır. Buna istinaden bir kaç soru sormak istiyorum
Kaç yaşında bu kariyere başladınız?
Bu kariyere başlarken basamaklar sizin için nasıl sıralandı? Sizi gerçekten FM oyunları mı buna teşvik etti ve nasıl adımlar izlediniz?
Kapalı kapılar ardında bir kulüpte bu işler nasıl dönüyor? Son olarak sizin için işin en keyifli ve en keyifsiz kısmı neler?

Teşekkürler

@cmaffiliate; çok güzel noktalara değindiğin için teşekkür ederim.

Çok yetenekli bir futbolcuydum fakat 19 yaşında çok çok talihsiz bir sakatlık geçirdim ve futbolculuk kariyerimi noktalamak zorunda kaldım. Oynadığım kulüp vefa gösterdi. Yardımcı antrenörlüğe beni getirdi, teknik direktörümün yanında sezonu tamamladım ve diğer sezon başında alt yaş grubunun başına geçtim sezonu başarılı sayılacak bir derecede tamamladım ama artık yolun sonuna gelmiştik şehir değiştirecektim. Ve şehir değiştirdim teknik direktörlüğü çok sevmiştim ama devam etmek istemedim. FM oyununa çok sardım günlük planlarım arasında kesinlikle oynamak vardı. Teknik direktörlüğü çok benimsemiştim bu oyunla beraber. Sadede gelecek olursak Düzenlenen bir turnuva da arkadaşlarımın teknik direktörlüğünü yaptım ve 17 maçta 16 galibiyet ve 1 beraberlik aldım sanırım bu amatör kulüplerin dikkatini çekti. Ama ben kendi kulübümü kurmaya karar verdim çünkü futbolda dönen paralar beni çok cezbediyordu, bir kaç sponsorla görüştüm fakat yazın doların yükselmesiyle sponsorlar vazgeçti, bu sıralar şuan ki kulübümün başkanıyla tanıştım bana projelerini anlattı, ve bana teknik direktörlük teklifini iletti, bende kabul ettim.

Kapalı kapılar ardında dönen şeyleri bir söylesem diliniz uçuklar, ama en başta şunu söyleyeyim tüm liglerde şike var kesinlikle ve kesinlikle buna inanabilirsiniz.

Şöyle bir olay anlatayım, takımın başına yeni geçtim ve 4 te 4 yaptım şuanki takımım ligde pek başarılı olan bir takım değil. 4 te 4 yaparak ligin altını üstüne getirdik. 5. maçımız 1-0 önde devreyi kapattık, daha sonra rakip takımın başkanı, rakip takımın teknik direktörü, orta hakem ve yan hakem arka tarafta toplandı ve yaklaşık 5 dakika sonra yan hakem "olmaz,olmaz!" diye bir haykırış içerisine girdi. Neyse maç tekrar başladı rakip takımın oyuncusu yan hakemi bir pozisyonda kayarak sakatladı, yeni bir hakem geldi yan hakemliğe ama birşey dikkatimi çekti yan hakem sahaya girmeden rakip takımın başkanı ile 40 saniye konuştu maç devam etti 1-0 önde giderken bizim aleyhimize 3 kırmızı kart 2 penaltı çalındı. Ofsayttan gol yedik ve attığımız 2 gol 1 tanesi pozisyon öncesi faulden diğeri ise ofsayttan iptal edildi maçı 3-1 kaybettik herşey gözümün önünde oldu ama birşey yapamadım çünkü amatörde böyle şeyler çok daha açık dönüyor. Şikayet edeceğin bir yer yok malesef.

Kapalı kapılar ardını siz düşünün

En keyifli kısmı emeğinin karşılığını almak bence, deplasmanda 2-0 mağlupken dakika 90+3 te 3. golü atarak maçı 3-2 kazandık sevinçten ortasahaya kadar koştum muazzam bir duygu.

En keyifsiz kısmı ise, imkansızlık. Rakip takımın sponsoru NEF düşünün bildiğiniz NEF ama bizim başkan imkansızlıktan 1 koli su alamadı. Çöpten toplattığım su şişelerini soyunma odasının tuvaletinde doldurduk, maç içerisinde oyuncular o suyu içti. İşte orda imkansızlığa lanet ettim. Doğru düzgün antrenman malzememiz bile yok. En keyifsiz kısmı ise bu.


roadscrat adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
hocam isim nedir takım nedir bir td tanıdığım olsun tanıyoruz diyelim en azından
Özelden atacağım hocam.

bilgicinitr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
kondisyona agirlik vermeni tavsiye ederim hcm
İmkansızlıktan dolayı maksimum haftada 2 idman yapıyoruz 1 idman topsuz kondisyon diğer idman ise topla taktik çalışması hocam.

Kondisyon çok önemli.