En çok kazanan yine devlet kasası oldu. 2018'de asgari ücret 1603 TL iken işveren maliyeti 2384 TL idi. Yani senin eline 1603 lira geçmesi için işveren 2384 tl ödüyordu. Bu paranın 781 lirası vergi, prim vb. isimlerle devlete gidiyordu.
2019 yılında ise 2020 TL olan asgari ücret için işveren 3000 Lira ödemek durumunda. Yani siz 2000 lira alırken devlet prim, vergi vb. adı altında 1000 lira alıyor. İki kişinin (işçi-işveren) arasında yaptığı işten bu kadar çok pay alan bir hazine başka hiçbir ülkede yoktur.
Asgari ücreti vergi ve prim oranlarını değiştirmeden yükseltmek hiç bir çözüm olmaz. 2017 ve 2018'de söylendi bunlar. Her işvereni banka veya dev holding olarak düşünmeyin. Uzun yıllar farklı alanlarda esnaflık ve işverenlik yapmış biri olarak Türkiye'de iş yapmak çok zor. Elbette iş yapamıyorsan kapat diyenler olacak, zaten ben öyle yaptım, kapattım. Başkası da kapatacak. Sen, ben, diğeri dükkanını kapatınca asgari ücreti kim verecek ? Bakın konutta %10 elektrik ve doğalgaz indirimi geldi. Esnafın suçu ne ? Ona verilen elektrik uzaydan mı geliyor ?
2000 lira maaş komik bir rakamdır, insan onuruna hakarettir bu ekonomik şartlar altında. Ancak bu vergi yükü altında 2000 lira asgari ücret bizi uçuruma bir adım daha yaklaştırır. Geçen yıl 1600 liraya aldığınız şeyleri 2019'da 2000 liraya alamayacaksınız. 2000 liraya aldığınız şeyleri 2020 yılındaki yeni asgari ücretle de alamayacaksınız. Bunu salt "işverenler ürünlere zam yapıyor" diye geçiştiremeyiz.
Yapılması gereken tek şey maaş üzerindeki tüm vergi ve prim oranlarını azaltmak olmalıydı. Devlet toplam aldığı vergi ve primi %30 azaltsa zaten işveren maliyeti değişmeden asgari ücret net 2000 liraya çıkıyor. Yapmıyorlar, yapmayacaklar. Her geçen gün daha fakir olacağız. Bu durum insanlar açlıktan, hastalıktan, sefaletten ölene kadar devam edecek.
Aslında bende buna benzer bir yazı yazacaktım ama siz daha detaylı anlatmışsınız işin içinde olan birisi olarak. Dediklerinize ek olarak bende bir şeyler ekleyeceğim.
Dediğiniz gibi bir işçinin artık işverene maliyeti artık her ay +600 TL üzerinde olacak. 100.000 işçi çalıştıran büyük holdingleri düşündüğünüzde örnek 10.000 işçisi mavi yakalı işçi sınıfı olsun. Sırf bu işçilerin işverene maliyeti 6 milyon TL'yi buluyor. Ben 10.000 diye örnek verdim. İlla ki daha yüksektir bu rakam. Haliyle bu en düşük 6 milyonluk ücreti ödeyebilmek için ürün ve hizmetlere de ciddi oranda zam yapılacak. %10 indirim baskısı da ortadan kalkınca %10 ve üzerinde uygulanacak zamlar eğer asgari ücret hesaplanmadan hesaplanmışsa o zaman durum daha da vahim. Çünkü dün televizyon da bir beyaz eşyacı ürünlerin 500 TL zamlanacağı söyledi. Sadece beyaz eşyada elektronik de değil gıda fiyatlarında da büyük artış olacaktır. Özel sektör zamları artırdıkça enflasyon yükselecek doğal olarak verilen asgari ücret önceki asgari ücret ile aynı hesaba gelecek. Ürün ve hizmetlerine zam yapmak istemeyen ücreticler ve işverenler ise mecbur işten çıkarmalara başlayacak. Zaten kriz bir çok sektörü vurmuş, bir çok işyeri kapanmış durumda. Daha fazla işyeri kapısına kilit vuracak. Kayıt dışı istihdam artacak, suriyeli çalışan sayısında patlama yaşanacak.
Birde olay sadece asgari ücretlide bitmiyor ki. Birde bunun beyaz yakalısı var. 2500 TL ücret alan bir çalışan asgari ücret 2000 TL olunca haliyle kendi maaşına da zam isteyecek. Yukarıda yazdığım gibi sadece asgari ücretli işçi için 6 milyon lira kaynak bulması gereken işveren illa ki diğer işçilerine de belli oranda zam yapacak. Yada yapmak zorunda kalacak. Aksi halde homurdanmalar ve gizli yada açık şekilde iş yavaşlatma eylemi yapılacak. Zam yapılmasa bile işveren yine sgk ya ödeyeceği para yüzünden her ay ekstra milyonlarca TL devlete borçlanmış olacak.
Şunu da belirtmek de fayda var. Şu anda bir çok firma iktidarın %10 indirim baskısı yüzünden zam yapmıyordu. Yada farkettirmeden yapmaya çalışıyordu. Ama 2019 başından itibaren %10 ekleyip daha fazla zam yapacaklar. Pusu da bekliyor şu anda çoğu.
Alıntı
O iş öyle olmuyor, birde şöyle düşünün.
Şuan kimsede yok zaten. Harcayamıyor doğal olarak.
400 lira zam ile insanlar biraz harcama yapar olacaklar.
Doğal olarak piyasa toparlanmaya başlayacak. Sonra tekrar zamlar gelir onlar ayrı.
Ayrıca işveren destekleri de var bildiğim kadarıyla.
Önceki konuda arkadaş bunu yazmış. Fakat katılmıyorum kendisine.
Dediği gibi o iş öyle olmuyor.
400 TL ek ücret verilmesi yukarıda da yazdığım gibi bir çok şeyin fiyatını daha da yükseltecek. İsterse zam olmasın. Yine bir anlamı olmayacak. Çünkü ülkede milyonlarca kredi kartı ve kredi borçlusu var. Aldığı para yine harcayamadan borcuna gidecek. Parası olmayan varsa kredi kartından harcama yapıp bankaya borçlanıyor. Onlarca kredi kartı kullanıp ondan alıp ona ödüyor. Ayı döndermeye çalışıyor. 400 TL değil 1000 tl olsa yine mantık olacak. Aldığı ücretin büyük bölümü yada tamamı borac gidecek adam yine aç kalacak.
O yüzden bu zam olmadı. Zam yapacaklarına enflasyonu düşürselerdi.