Hocam biz zenginliği değil fakirliği paylaşmak istiyoruz.
Bak örneği KAMUSEN'den vereceğim çünkü senin siyasi ideolojine yakın olan sendika..
Kamusen e göre Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 5700 lira.
Ve birileri asgari ücret 1600 lira diye 2400 liradan fazla maaş isteyen emekçileri suçluyorlar.
Birileri yoksulluk çukurunda yaşadıklarının farkında bile değil, ayda 2400 lira kazanmanın ortalama yaşam olduğunu sanıyorlar.
Ayda 2400 lira sürünmek demektir. İstediğin kıyafeti giyememek, istediğin gibi tatil yapamamak, çocuğunun eğitimine yeterli para harcayamamak demektir.
1600 lira ile sürünenler 2400 lira ile kendilerinden biraz daha az sürünenlerin mücadelesini durdurmaya çalışıyorlar.
Oysa hepsi sürünüyor.
Bunlardan daha iyi maaş alan, 3150 lira maaş alan memur da yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Ama her gün 9-5 masada oturup 10 tane A4 imzalayan adamların 3000 liradan fazla maaş alması kimseye dokunmuyor
ama milyonlarca insanın taşınmasını sağlayan İZBAN çalışanlarının 3000 lira maaş alması büyük haksızlık.
Biri diyor ki %65 zam mu istenir, diğeri diyor ben de ikramiye isteyeyim.
Yüreğin yetiyorsa iste, gücün yetiyorsa iste?
Adamlar örgütlenmiş, işten atılma pahasına mücadele veriyorlar, sen buraya gelmiş korkaklığın yüzünden göze alamadığın mücadeleyi veren adamlara sallıyorsun.
%65 zam mı istenir. Sen %30 zam istiyorsan %60 diyeceksin. Çünkü dünyanın hiç bir yerinde kimseye istediği zam şak diye verilmez uzlaşılır.
Benim tuzum kuru. Ben asgari ücretin 10 katını kazanıyorum. Kayıt dışı işim yok, bu forumun çoğu verginin V'sini bilmez ve vermez ama ben gelirime oranla da vergimi zamanında ve tam veriyorum.
Ama işin özü şudur ki; bu ülkede işçinin en büyük düşmanı işçidir. Maalesef işçilerin hakkını ben savunmak zorunda kalıyorum.
O yüzden hep beraber sürünmeyi sonuna kadar hakediyorlar.
Değerli arkadaşım.
Benim bahsettiğim konuyu farklı ve daha düzgün anlatmışsınız (kısmen)
Şimdi benim bahsettiğim şeyin aynısını Aziz bey söylemiş. Özetle bu krizde bu kadarını verebiliriz. Doğrudur kötü zamanlardayız, bende isterim yaşam düzeyimin çok üstüne çıkmak, haftada bir çocuklarımla tiyatroya gitmeyi istediğim yerde yemek yemeyi ama istemekle olmuyor.
Yaşam standardını devlet de belirliyor fakat vatandaşlara daha çok görev düşüyor çünkü kendine hayrı olmayanlar devlet yapsın ben yatayım peşinde. Asgari ücret 5000 lira olduğu anda 1000 lira kira 3000 olur. Bu da ev sahibi olanın fırsatçılığıdır aynı eksende patronlar da işçi çıkartarak maaş tutarını bahane edecek ki ettiler en son zamda.
Söylediklerimin doğru olduğunu savunmuyorum fakat ülkemizin gerçeği bu değil midir.
Grev bir işçinin hakkı fakat bu zamanda değil. masabaşında oturup 3000 tl alan adamı çalıştıran devletin kademesine tepki göstereceksiniz. benim eşim memur belki inanmayacaksınız ama eve bile iş getiriyor ve tek kuruş mesai ücreti yazılmıyor yazılsa da almaz. Fakat devlete kapağı attım ve yan gelip yatarım diyen o kadar çok insan tanıyorum ki.
Gelelim diğer konuya (siz değinmediniz fakat bağlantılı). Vatandaşa hizmet yerine, hiç faydası olmayan yapılar diken, sırf bu yüzden devleti belediyeyi ve kurumları borçlandıran kişilere her zaman tepki gösterdim. Örneğin Pendik belediyesinin girişte yaptırdığı mermer köprü gibi birşey ne olduğunu da anlamış değilim. 5-6 yıl önce maliyeti 800.000 TL idi. O kadar tepki gösterdim ki bilemezsiniz. Aynı şeyi İzmirde yapılan Atatürk büstü için de yaptım. tepki gösterince hemen Atatürk düşmanı ilan edildim. Arkadaşım gereksiz birşey, daha faydalı birşey yapın, ne bileyim kütüphane yapın, çocukların eğitimine harcayın. Ama diğer tarafa tepki gösterince haklı bulunurken bu tarafa tepkim yanlış görülüyor.
Fikirlere saygı duyduğumuz ve insanlar için faydalı birşeyler yapmaya başladığımızda düzelecek bunlar.
Lütfen yazdıklarımı kişisel algılamayın.