Demek ki bazen çok hak vermek iyi olmuyormuş. Beğenmiyorsan çalışma demek de doğru değil fakat sözleşme yapmamak da yanlış. Kadro kadro diye tutturan vekiller şimdi ne düşünüyorlar acaba.
Ben günde 3 saat uyuyarak hayata devam ediyorum yaptığım yanlış, doğru olan 6 saat mışıl mışıl uyumak öyle değil mi. Ev borcum var ve bu borcu devlete sorarak yapmadım kendime güvenerek girdim bu borcun altına.
Adamlar şu zor günlerde işimiz var maaşımızı zamanında alıyoruz demiyor da %65 zam istiyoruz diyor.
Bazen diyorum deveye diken yarar... neyse...
Allah aşkına bugüne kadar İzmir'de belediye ne yaptı da yıpratsınlar. Antalya belediyesinde böyle birşey olsa anlarım. Şu anki belediye başkanı 4 yıl benden hiçbirşey beklemeyin, yapılacaklara da sabredin dediğinde millet anlamamıştı (bunu anlatan Antalya'nın yerlisi) sonra 4 yıl heryeri köstebek gibi kazdı, yollar metrolar kavşaklar, ne oluyor yahu demeye başladık esnaf olarak, turist uğramamaya başladı vs. Sonraki seçimlerde önceki başkanı tekrar seçtik (hoca diyorlar ona hani bira festivali ile ünlü) ağzımıza tükürmediği kaldı, yapılan tüm projeleri neredeyse durdurdu üstüne de hiçbirşey yapmadı. Akıllandık sonra tekrar Menderes beyi seçtik şimdi turizm ile ilgili tüm imkanları kullanıyor ve ulaşım sorununu büyük ölçüde çözmüş durumda.
Kimse kusura bakmasın particilik mevzuu değil. İzmir'de İstanbul Kadıköy gibi. Hizmet yok, gelişmek yok ama her seçimde baş tacı...
Hocam biz zenginliği değil fakirliği paylaşmak istiyoruz.
Bak örneği KAMUSEN'den vereceğim çünkü senin siyasi ideolojine yakın olan sendika..
Kamusen e göre Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 5700 lira.
Ve birileri asgari ücret 1600 lira diye 2400 liradan fazla maaş isteyen emekçileri suçluyorlar.
Birileri yoksulluk çukurunda yaşadıklarının farkında bile değil, ayda 2400 lira kazanmanın ortalama yaşam olduğunu sanıyorlar.
Ayda 2400 lira sürünmek demektir. İstediğin kıyafeti giyememek, istediğin gibi tatil yapamamak, çocuğunun eğitimine yeterli para harcayamamak demektir.
1600 lira ile sürünenler 2400 lira ile kendilerinden biraz daha az sürünenlerin mücadelesini durdurmaya çalışıyorlar.
Oysa hepsi sürünüyor.
Bunlardan daha iyi maaş alan, 3150 lira maaş alan memur da yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Ama her gün 9-5 masada oturup 10 tane A4 imzalayan adamların 3000 liradan fazla maaş alması kimseye dokunmuyor
ama milyonlarca insanın taşınmasını sağlayan İZBAN çalışanlarının 3000 lira maaş alması büyük haksızlık.
Biri diyor ki %65 zam mu istenir, diğeri diyor ben de ikramiye isteyeyim.
Yüreğin yetiyorsa iste, gücün yetiyorsa iste?
Adamlar örgütlenmiş, işten atılma pahasına mücadele veriyorlar, sen buraya gelmiş korkaklığın yüzünden göze alamadığın mücadeleyi veren adamlara sallıyorsun.
%65 zam mı istenir. Sen %30 zam istiyorsan %60 diyeceksin. Çünkü dünyanın hiç bir yerinde kimseye istediği zam şak diye verilmez uzlaşılır.
Benim tuzum kuru. Ben asgari ücretin 10 katını kazanıyorum. Kayıt dışı işim yok, bu forumun çoğu verginin V'sini bilmez ve vermez ama ben gelirime oranla da vergimi zamanında ve tam veriyorum.
Ama işin özü şudur ki; bu ülkede işçinin en büyük düşmanı işçidir. Maalesef işçilerin hakkını ben savunmak zorunda kalıyorum.
O yüzden hep beraber sürünmeyi sonuna kadar hakediyorlar.