İşin aslı şudur;
Büyük bir yazılım firmasında batılı kültürde yetişmiş eğitimli insanlar ile çalışıyorsanız bu yazılanlar işe yarar.
Ortadoğu kültüründe yetişmiş, kaytarmaya meyilli, şiddeti bir iletişim şekli olarak gören adamlar çalışıyorsanız bu yazdıklarınız hiç bir işe yaramaz.

İyi bir yönetici basma kalıp kendini geliştirme kitaplarından fırlayan idealize bilgileri uygulayan değil,
Çalıştığı insan kitlesinin kapasitesini iyi anlayıp, onların verimli şekilde işlemesini sağlayacak örgütü kurup işletebilen adamdır.
Yanin senin elinde 11 tane Sabri varsa, elinde 11 Messi varmış gibi Barcelona taktiği ile sahaya çıkıp maç kazanamazsın.

Öğretmenleri yetiştirirken idealist teknikler öğretirler mesela sen dili yerine ben dili kullan derler.
İdealist öğretmen ilk yılında ben dili kullanarak çocukların alay konusu olduğunu farkedince bağırma çağırma ve hatta şiddet dilini kullanmaya başlar.
Ve bunun işe yaradığını görünce bu şekilde devam eder.
Çünkü anası babası tarafından dövülerek eğitilen bir çocuğa ben dili ile bir şey ifade edemezsin.

Aynı şekilde ana babasından sopa yiyerek büyümüş, ana babasının sorumluluk sahibi yapamadığı, sürekli kaytarma motivasyonu ile yetişmiş haz düşkünü bir bireye yukarıdaki idealist yönetici modeli ile yaklaştığınızda verdiğiniz tüm ayrıcalıkları kullanırken hiç bir sorumluluğunu yerine getirmediğini görürsünüz.
Çünkü gelişmekte olan ülkelerde ticaret iş hayatı gelişmiş ülkelerdeki gibi değildir.
Gelişmekte olan ülkelerde işveren çalışanlara en az parayı verirken en yüksek verimi elde etmeye çalışır.
Gelişmekte olan ülkelerde çalışan alabileceği en yüksek maaşı alıp işten kaytarabildiği kadar kaytarmaya çalışır.