Üniversite 1.sınıfta arkadaşımla sahilde oturup çekirdek çıtlarken yanımıza bizim yaşlarımızda bir delikanlı geldi. Elinde bir poşet vardı, selam verip direk konuya girdi. Ereğlide 7 yaşında bir kız çocuğunun annesi vefat etti babası zaten yok, onun için yardım topluyoruz dedi. Elindeki poşeti de açarak bir kaç parça eşya gösterip yardımcı olmak isterseniz bu eşyalardan alabilirsiniz diyerek de dilenci olmadığı mesajını da vermiş oldu. O zamanlar daha toyum , herkesi kendim gibi saf sanıyorum. Bildiğiniz klasik anadolu çocuğu işte. Cüzdanım da sadece 10₺ vardı. Hiç çekinmeden çıkartıp verdim. Herhangi bir şey de almadım, sadece çocuğa yardımcı olmak için verdiğimi söyledim.
Buraya kadar her şey gayet normal. İçimde birine yardım etmenin mutluluğunu yaşıyordum ki çocuk giderken hakkını helal et dedi. İlk olarak bu içime kurt düşürdü. Ulan bu adam beni kandırdı mı da hakkını helal et diyor. Neyse çocuk gitti sahilde bulunan diğer kişilerden aynı şekilde para istedi. En sonunda da yaktı sigarasını çekip gitti. O anda her şeyin bir kurgudan ibaret olduğunu anladım. Daha sonra bir çok kez bu senaryo ile karşılaştım. Yok kocam askerde yardımcı olmak için şunu alır mısınız, yok okul okuyoruz yardım için sonu alır mısınız ? Hatta bu ereğlili kız senaryosunu mezun olmadan 2 ay önce tekrar yaşadım.

O gün orda 10₺ kaybettim ama bu bana iyi bir ders oldu. Sokakta ekmek parası şu parası bu parası diye yırtınan hiç kimseye tek kuruş vermiyorum. Yılda gücümün yettiğince 20-30₺ bir vakfa bağış yapıyorum. Dilenciye falan para vereceğinize yılda bir vakfa 20₺ bağış yapın. En azından paranızın nereye gittiğini bilirsiniz.